Tevfik Çavdar, Birinci Baskı: Ocak 1984, Dost Kitabevi, Ankara
*
Yazar Talat Paşa övgüsünde sınır tanımıyor, kitabın adında başlıyor, her fırsatta, olur olmaz övgüler diziyor.
Oysa kitabın içeriği tam tersini söylüyor!
Ama ne gam, yazar yine de övgüye devam ediyor.
Bu uğurda yalancılıkta bile marifet buluyor.
Öznesine içeriğiyle uyumsuz sınırsız övgüler dizilmesi açısından örneği pek bulunamayacak eşsiz bir kitap olmalı.
*
Yazarın övgü çabasına karşın kitabın içerdiği dönem hakkında önemli bilgilerden bile İttihatçıların son derece olumsuz özellikleri olduğu açıkça anlaşıyor.
Hürriyet diyerek gelip en kanlı ve despot yönetimi oluşturuyorlar!
İşleri güçleri entrika!
Birbirleriyle de el altından sürekli çekişiyorlar!
Sonunda hiç gerekmediği halde ülkeyi yüzbinlerce insanın ölümüne yolaçan savaşa sokup Osmanlının sonunu getiriyorlar, hem de olabilecek en kanlı şekilde!
Ama günümüzde hala yaygın bir şekilde övülüyorlar.
*
Diğer yandan o dönemin birçok olumsuz özelliği sanki örnek oluşturmuş ve sonraki cumhuriyet dönemi tarihinde sürekli tekrarlana gelmiş!
Ne büyük talihsizlik!
*
İlgili dönemin yazarlarından ikisinin şöyle yazdığını yazarımız aktarıyor:
"Cenap Şahabettin... yazısı" "Talat çılgın bir harisi cah idi. İştihayi ikbaline mebusluk yetişmemişti. Nazırlık gayrikafi geldi. Belki Sadrazamlığı bile azımsadı. O, hergün biraz daha salahiyet, biraz daha kuvvet, biraz daha bidac-ı tahakküm kazanmaya çalışırdı... bir de velev serap olsun bir hale-i şöhret isterdi." "Daima dilinde muhabbeti amme ve gönlünde yalnız nefsine muhabbet vardı. Kimlerden korkarsa onları büyük tanırdı ve kimler ondan korkarsa onlarda liyakat bulurdu. Onunla rekabete kalkışan ehliyet; işte kafası ezilecek ejder bu idi./ Talat için... vatan "İttihat Kulüpleri" idi... Tatmin-i ihtirası için Trablus harbini açtı, tatmin-i ihtirası için Balkan habini açtırdı. Tatmin-i ihtirası için Babıali'yi müsellemen bastı ve bastırdı./ Talat bir hiç değildi... bir komiteci idi... Onun habis bir zekası vardı. Ağ örmeye, tuzak kurmaya, pusuya yatmaya, karmanyola çevirmeye müsait, hilekar, düzenbaz, allak, kalleş bir zeka... hayatı... hepsi aynı şeydir; entrika./... entrika sayesinde en yüksek mansıba erdi. Fakat... kökleri gübrede idi. Talat nereye çıksa ayağında ağır bir çamur kitlesi his olunurdu.../... Bütün şaşaa-ı resmiyesine rağmen Talat bedbaht yaşadı.../ Talat'ın kurnazlıkla örtünmek ve teklifsizlik içinde gaip olmak isteyen şeytani bir gururu vardı." (Çavdar, s. 485-487)
"Ali Kemal... yazı" "Cavid ve Cahit vesaire gibi samimi arkadaşları alenen söylerlerdi. Talat yalancı idi. Verdiği sözde durmazdı. Cahil idi... son derece kaba idi." "Talat'ın en ağır günahı, vaktiyle Aksaray'da türeyen mahut on ikilerin reisi gibi adeta tulumba kaldırırcasına bu memleketi idareye kalkışması ve o tulumbacıların, adüvlerine reva gördükleri hunin muamelelere muarızı siyasilerini uğratmasıdır. Mesela Hasan Fehmi'den biçare Zeki bey'e kadar bütün o siyasi katillerin mürettibi hakikisi idi. Mahmut Şevket Paşa hadisesini vesile ittihaz ederek muhaliflere o havsalaya sığmaz itisafları Cemal ile birlikte tertip eden yine o idi./... ocak adamı idi. Ocak vurmak isterse o öldürürdü.../ Ocağın irili ufaklı efradından hiçbiri yoktu ki Talat'ı sevmesin… İttihat ve Terakki oyunu meydana çıkmamış olsaydı... bir posta müdürü de olamazdı. Çünkü o müdürlük için iktiza eden ufak tefek liyakatlardan bile mahrumdu. Fakat hiç şüphe yok ki mahallesinde bir ele başı olurdu. Hele onikiler yaşasaydı bunların başına geçerdi... Bu millet ve memleketin talihsizliğidir ki tesadüfün garip bir cilvesiyle onikilere bedel İttihat ve Terakkinin reisi oldu. O sayede sadareti ihraz eyledi. Başımıza harbi umumi vesaire belalarını getirenlerin birincisi oldu. Mamafih ocak ocak olduktan, yani bu mülkü yıkmak için yandıktan ve tutuştuktan sonra başka Talat'lar da zuhur ederlerdi." (Çavdar, s. 487, 488)
Dönem yazarları bu şekilde olumsuz yazıyorlar, ama bizim yazarımız mecburmuşcasına doğru da olmayan bir şekilde savunmaya koyuluyor, üstelik yalancılıkta bile neredeyse bir marifet buluyor.
Hayret etmemek mümkün değil!
"Siyaseti bilmeyen yazarların düşebileceği tüm yanlışlara Ali Kemal'de Cenap Şahabettin'de düşmektedir. Talat'ı suçlarken en büyük kusuru olarak, dolaylıda olsa usta örgütçülüğünü öne sürmektedirler... Yalancılığı, verdiği sözleri tutmaması, herşeyin ondan beklenmesinin doğal bir sonucudur." (Çavdar, s. 488, 489)
*
26.6.2026