26 Haziran 2026 Cuma

Bir Örgüt Ustasının Yaşam Öyküsü TALAT PAŞA

Tevfik Çavdar, Birinci Baskı: Ocak 1984, Dost Kitabevi, Ankara


*

Yazar Talat Paşa övgüsünde sınır tanımıyor, kitabın adında başlıyor, her fırsatta, olur olmaz övgüler diziyor.

Oysa kitabın içeriği tam tersini söylüyor!

Ama ne gam, yazar yine de övgüye devam ediyor.

Bu uğurda yalancılıkta bile marifet buluyor.

Öznesine içeriğiyle uyumsuz sınırsız övgüler dizilmesi açısından örneği pek bulunamayacak eşsiz bir kitap olmalı.

*

Yazarın övgü çabasına karşın kitabın içerdiği dönem hakkında önemli bilgilerden bile İttihatçıların son derece olumsuz özellikleri olduğu açıkça anlaşıyor. 

Hürriyet diyerek gelip en kanlı ve despot yönetimi oluşturuyorlar!

İşleri güçleri entrika!

Birbirleriyle de el altından sürekli çekişiyorlar!

Sonunda hiç gerekmediği halde ülkeyi yüzbinlerce insanın ölümüne yolaçan savaşa sokup Osmanlının sonunu getiriyorlar, hem de olabilecek en kanlı şekilde!

Ama günümüzde hala yaygın bir şekilde övülüyorlar.

*

Diğer yandan o dönemin birçok olumsuz özelliği sanki örnek oluşturmuş ve sonraki cumhuriyet dönemi tarihinde sürekli tekrarlana gelmiş!

Ne büyük talihsizlik!

*

İlgili dönemin yazarlarından ikisinin şöyle yazdığını yazarımız aktarıyor:

"Cenap Şahabettin... yazısı" "Talat çılgın bir harisi cah idi. İştihayi ikbaline mebusluk yetişmemişti. Nazırlık gayrikafi geldi. Belki Sadrazamlığı bile azımsadı. O, hergün biraz daha salahiyet, biraz daha kuvvet, biraz daha bidac-ı tahakküm kazanmaya çalışırdı... bir de velev serap olsun bir hale-i şöhret isterdi." "Daima dilinde muhabbeti amme ve gönlünde yalnız nefsine muhabbet vardı. Kimlerden korkarsa onları büyük tanırdı ve kimler ondan korkarsa onlarda liyakat bulurdu. Onunla rekabete kalkışan ehliyet; işte kafası ezilecek ejder bu idi./ Talat için... vatan "İttihat Kulüpleri" idi... Tatmin-i ihtirası için Trablus harbini açtı, tatmin-i ihtirası için Balkan habini açtırdı. Tatmin-i ihtirası için Babıali'yi müsellemen bastı ve bastırdı./ Talat bir hiç değildi... bir komiteci idi... Onun habis bir zekası vardı. Ağ örmeye, tuzak kurmaya, pusuya yatmaya, karmanyola çevirmeye müsait, hilekar, düzenbaz, allak, kalleş bir zeka... hayatı... hepsi aynı şeydir; entrika./... entrika sayesinde en yüksek mansıba erdi. Fakat... kökleri gübrede idi. Talat nereye çıksa ayağında ağır bir çamur kitlesi his olunurdu.../... Bütün şaşaa-ı resmiyesine rağmen Talat bedbaht yaşadı.../ Talat'ın kurnazlıkla örtünmek ve teklifsizlik içinde gaip olmak isteyen şeytani bir gururu vardı." (Çavdar, s. 485-487)

"Ali Kemal... yazı" "Cavid ve Cahit vesaire gibi samimi arkadaşları alenen söylerlerdi. Talat yalancı idi. Verdiği sözde durmazdı. Cahil idi... son derece kaba idi." "Talat'ın en ağır günahı, vaktiyle Aksaray'da türeyen mahut on ikilerin reisi gibi adeta tulumba kaldırırcasına bu memleketi idareye kalkışması ve o tulumbacıların, adüvlerine reva gördükleri hunin muamelelere muarızı siyasilerini uğratmasıdır. Mesela Hasan Fehmi'den biçare Zeki bey'e kadar bütün o siyasi katillerin mürettibi hakikisi idi. Mahmut Şevket Paşa hadisesini vesile ittihaz ederek muhaliflere o havsalaya sığmaz itisafları Cemal ile birlikte tertip eden yine o idi./... ocak adamı idi. Ocak vurmak isterse o öldürürdü.../ Ocağın irili ufaklı efradından hiçbiri yoktu ki Talat'ı sevmesin… İttihat ve Terakki oyunu meydana çıkmamış olsaydı... bir posta müdürü de olamazdı. Çünkü o müdürlük için iktiza eden ufak tefek liyakatlardan bile mahrumdu. Fakat hiç şüphe yok ki mahallesinde bir ele başı olurdu. Hele onikiler yaşasaydı bunların başına geçerdi... Bu millet ve memleketin talihsizliğidir ki tesadüfün garip bir cilvesiyle onikilere bedel İttihat ve Terakkinin reisi oldu. O sayede sadareti ihraz eyledi. Başımıza harbi umumi vesaire belalarını getirenlerin birincisi oldu. Mamafih ocak ocak olduktan, yani bu mülkü yıkmak için yandıktan ve tutuştuktan sonra başka Talat'lar da zuhur ederlerdi." (Çavdar, s. 487, 488)

Dönem yazarları bu şekilde olumsuz yazıyorlar, ama bizim yazarımız mecburmuşcasına doğru da olmayan bir şekilde savunmaya koyuluyor, üstelik yalancılıkta bile neredeyse bir marifet buluyor.

Hayret etmemek mümkün değil! 

"Siyaseti bilmeyen yazarların düşebileceği tüm yanlışlara Ali Kemal'de Cenap Şahabettin'de düşmektedir. Talat'ı suçlarken en büyük kusuru olarak, dolaylıda olsa usta örgütçülüğünü öne sürmektedirler... Yalancılığı, verdiği sözleri tutmaması, herşeyin ondan beklenmesinin doğal bir sonucudur." (Çavdar, s. 488, 489)

*

26.6.2026


23 Haziran 2026 Salı

"CEVAP"A CEVAP

Tamamen "Çeçen sorumluluğu" anlayışıyla görüşlerimi açıkladığım Çeçenistan Seyahatine Dair başlıklı yazıma "Lom-Ali Bakho" "cevap" yazmış.

"Cevap"ın içeriğinde bence Çeçen halkı ve "gerçek" umursanmamış!

Üslupsa tek kelimeyle çirkin. Şu türden ifadeler kullanılmış: diasporanın onurunu takas, Çeçen şehitlerine yönelik ağır hakaret, katilleri aklama, hezeyan, sinsi yaklaşım, diasporanın kurucu mitlerini ve hafızasını bir kenara bırakma, vicdani bir buhran, suç ortaklığı, sipariş üzerine kaleme alma, Dudayev’in ve Maskhadov’un liderliğini yaptığı anayasal devlet geleneğini kirletme, kendi varlığını ahlaken feshetme, şirret ile melanet arasında tercih yapma, vicdan tutulması, gayriahlaki, katillerle zımni suç ortaklığına soyunmak, şühedasının kanını Kadirov’un sahte ihtişamla donatılmış sofralarındaki kırıntılara tebdil, celladına aşık parayı ve konforu görünce diz çöken sahte aydınlar.

Bu ifadelerle benim için söylenen ya da ima edilen nitelemelerin hepsini, eksik ya da fazla değil aynen, sahibine iade ediyorum.

Herkes elbette her konuda istediğini düşünebilir, istediğine muhalefet ve hatta düşmanlık da edebilir, ama başkasına dayatma olmamalıdır.

Dayatma bir tür zorbalıktır ve kabul edilemez. 

Cuma Bayazıt

22.6.2026

14 Haziran 2026 Pazar

CHP'DE SİMİT-POĞAÇA KAPMA MÜCADELESİ

*

Güncelleme: 10 Haziran 2026 - 13:43

CHP Genel Merkezi'nde simit ve poğaça için birbirleriyle yarıştılar

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun parti genel merkezinde yapacağı konuşma öncesinde dağıtılan simit ve poğaçalar dakikalar içinde tükendi. Görüntülerde toplantıya katılmak için binaya gelenlerin birden fazla simit ve poğaça alabilmek için birbirleriyle yarıştıkları dikkatlerden kaçmadı.

https://www.ensonhaber.com/chp-genel-merkezinde-simit-ve-pogaca-icin-birbirleriyle-yaristilar-h1541041

*


11 Haziran 2026 Perşembe

DENETİME DAİR

Eski bir emniyet görevlisi mealen şöyle anlatıyordu: “Meşhur “butlan kararı” sonrası yeniden parti başkanı olan dürüstlüğüyle ünlü KK para yemiş mi bilmem, ama çok iyi yedirdiğini biliyorum. 90’lı yıllarda SSK’nın başında olduğu dönemde ilaç fiyatlarıyla ilgili bir soruşturma yapıldı ve bu soruşturmada yedirdiğini çok net biçimde gördüm. İlaç fiyatlarında çok büyük olumsuzluklar vardı. Firmalar ABD ve Fransa firmaları idi. Bakan SSK yönetimi ile anlaşamamıştı. Savcı ÖSA KK’yı soruşturma dışında tutmak için özel çaba gösterdi ve tuttu. KK da sonra o savcıyı üç dönem milletvekili yaptı.”

Bunu dinlediğimde aynı 90’lı yıllarda yaşadıklarımızdan bir kesiti hatırladım, kaba bir özetle şöyle idi:

Başbakan yolsuzluk karşıtı olmasıyla tanınan dürüst Ecevit idi. Koalisyon hükümeti vardı. İçişleri bakanı basında yolsuzluklara karşı olmakla ünlü eski bir polis şefi idi. O dönemde de yolsuzluk operasyonları yapıyordu. Bir operasyon da çalıştığım kurumu ilgilendiren bir konuda yapıldı. Savcı İstanbul’dan biriydi, soruşturma görevlisi de İstanbul’dan bir ilçenin jandarma yöneticisiydi. Jandarma görevlisi olduğunu sandığım genç bir sivil de soruşturmaya yardım ediyordu. Ankara’da olan çalıştığım Kurumun baş yöneticisi ve yardımcısı gözaltına alınmıştı, odaları darmadağın edilmişti. Her ikisi de otuz yıllık çalışma hayatımda gördüğüm en dürüst, işi bilen, nitelikli ve her yönden düzgün olan nadir kişilerdendi. Dolayısıyla ve tabii olarak kısa süre sonra serbest kaldılar. Ama bu arada Kurumumuza yeni bir yönetici atandı. Önceki yöneticinin bence neredeyse tam zıttıydı. Görevdeyken yaptıkları da yolsuzluk karşıtlığıyla hiç uyuşan şeyler değildi. Çok daha sonraları ise o gün soruşturma konusu olup günümüzde de kamu zararına yol açma potansiyeli bulunan hususlar neredeyse hiç takip edilemez hale geldi.

Bu yaşananlar acaba ülkenin rutinlerinden biri midir?

11.6.2026

***


Emperyalizmin ev sahipliğinde Dünya Kupası: FIFA’dan birlik masalı, ABD’den savaş rejimi


2026 Dünya Kupası için sahnede “barış” ve “kapsayıcılık” mesajları verilecek. Tribünlerin arkasında ise ABD’nin savaş politikaları, seyahat yasakları, vize engelleri, sınırda aranan takımlar, Meksika’daki öğretmen protestoları ve fahiş bilet fiyatları var.
*
https://haber.sol.org.tr/haber/emperyalizmin-ev-sahipliginde-dunya-kupasi-fifadan-birlik-masali-abdden-savas-rejimi-410479
*

Donald Trump: Enflasyonu seviyorum

Resmi rakamları olumlu bulduğunu vurgulayan Trump “Rakamlar harikaydı. En çok neyi seviyorum biliyor musunuz? Enflasyonu seviyorum. Çünkü bu savaş biter bitmez düşecek” dedi.

*

https://www.diken.com.tr/donald-trump-enflasyonu-seviyorum/

*

8 Haziran 2026 Pazartesi

İKİ KAVRAMA DAİR İKİ SORU

Sınıf kavramı toplumsal olarak anlamlı mıdır?

Emperyalizm kavramının anlamlı bir tarifi var mıdır? 

*

8.6.2026