Eski bir emniyet görevlisi mealen şöyle anlatıyordu: “Meşhur “butlan kararı” sonrası yeniden parti başkanı olan dürüstlüğüyle ünlü KK para yemiş mi bilmem, ama çok iyi yedirdiğini biliyorum. 90’lı yıllarda SSK’nın başında olduğu dönemde ilaç fiyatlarıyla ilgili bir soruşturma yapıldı ve bu soruşturmada yedirdiğini çok net biçimde gördüm. İlaç fiyatlarında çok büyük olumsuzluklar vardı. Firmalar ABD ve Fransa firmaları idi. Bakan SSK yönetimi ile anlaşamamıştı. Savcı ÖSA KK’yı soruşturma dışında tutmak için özel çaba gösterdi ve tuttu. KK da sonra o savcıyı üç dönem milletvekili yaptı.”
Bunu dinlediğimde aynı 90’lı yıllarda yaşadıklarımızdan bir kesiti hatırladım, kaba bir özetle şöyle idi:
Başbakan yolsuzluk karşıtı olmasıyla tanınan dürüst Ecevit idi. Koalisyon hükümeti vardı. İçişleri bakanı basında yolsuzluklara karşı olmakla ünlü eski bir polis şefi idi. O dönemde de yolsuzluk operasyonları yapıyordu. Bir operasyon da çalıştığım kurumu ilgilendiren bir konuda yapıldı. Savcı İstanbul’dan biriydi, soruşturma görevlisi de İstanbul’dan bir ilçenin jandarma yöneticisiydi. Jandarma görevlisi olduğunu sandığım genç bir sivil de soruşturmaya yardım ediyordu. Ankara’da olan çalıştığım Kurumun baş yöneticisi ve yardımcısı gözaltına alınmıştı, odaları darmadağın edilmişti. Her ikisi de otuz yıllık çalışma hayatımda gördüğüm en dürüst, işi bilen, nitelikli ve her yönden düzgün olan nadir kişilerdendi. Dolayısıyla ve tabii olarak kısa süre sonra serbest kaldılar. Ama bu arada Kurumumuza yeni bir yönetici atandı. Önceki yöneticinin bence neredeyse tam zıttıydı. Görevdeyken yaptıkları da yolsuzluk karşıtlığıyla hiç uyuşan şeyler değildi. Çok daha sonraları ise o gün soruşturma konusu olup günümüzde de kamu zararına yol açma potansiyeli bulunan hususlar neredeyse hiç takip edilemez hale geldi.
Bu yaşananlar acaba ülkenin rutinlerinden biri midir?
*
11.6.2026
***
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder