1.Giriş
1994’te başlayan Rus saldırıları döneminde Çeçenlere destek olmaya çalıştım, ancak Kafkas İslam Emirliği ilan tarihi olan 2007 yılı sonrasında Çeçen camiasından özellikle uzak kalmayı tercih ettim. Ama yine de zaman zaman bazı arkadaşlarla bazı vesilelerle görüştük. Bu görüşmelerdeki bazı anlatımlardan Çeçenistan’ı ziyaret eden bazı arkadaşların Çeçen yönetimiyle temas kurmaktan özellikle kaçınmaya çalıştıkları anlaşılıyordu. Bazı çevrelerin mevcut Çeçen yönetimine olumsuz bakmalarından kaynaklanan ve yıllardır süren bu durum pek anlamlı görünmüyordu. Zaman zaman konuşmalarımızda mevcut Çeçen yönetimiyle iyi ilişkiler kurulmasının faydalı olacağı şeklindeki düşüncelerimizi ifade ediyorduk. 2025 yılı yazında Ankara derneğindeki benim de katıldığım bir toplantıda bu konuda geniş kapsamlı bir mutabakat da oluşmuştu. Ve nihayet 2026 Mayıs ayında Çeçen yönetiminin davetiyle yapılacak bir Çeçenistan seyahati gündeme geldi ve bu seyahat tartışma konusu oldu.
Ben de tamamen sorumluluk duygusuyla Çeçen yönetimiyle iyi ilişkiler kurulmasından yana olduğumu bir yazıyla ifade ettim.(https://kafkascecen.org.tr/cecenistan-seyahatine-dair/)
Sonrasında benim için şaşırtıcı olan gelişmeler yaşandı.
Öncelikle Çeçen yönetimiyle iyi ilişkiler kurulmasına bazı ısrarlı karşı çıkışlar oldu.
Sahte isimler kullanıldı.
Hakarete varan sözler söylendi.
Bana çirkin sözlerle saldıran bir yazı yayınlandı.(https://kafkascecen.org.tr/cevap-a-cevap/)
Çeçen yönetimiyle iyi ilişkiler kurulması engellenmeye çalışıldı.
Dayatma, taciz yapıldı.
Farklı yöntemler denendi.
Yemler atıldı.
Ama istedikleri olmadı.
Bu arada Türkiye’de bir Çeçen günü toplantısı planlandı ve yine Çeçen yönetiminin davetiyle bir gençlik grubu Çeçenistan’a gitti. Ben bunları da olumlu bulduğumu yazdım.(https://kafkascecen.org.tr/tarihi-bulusma-ve-bir-uyari/)
Sonrası daha şaşırıcıydı. Birileri bu kez bilimsel bir görünüm verip rapor adlı benim kötülük zirvesi olarak gördüğüm yalanlarla kurgulanan bir metinle Türkiye Çeçen diasporası-anavatan buluşmasını Rus casusluk faaliyeti sayarak suç ihbarı yapıyordu.(https://kafkascecen.org.tr/rus-istihbarat-aglarinin-transnasyonel-baski-faaliyetleri-ve-paravan-yapilanma-modeli-raporu-adli-bir-rapora-dair/)
Henüz işlenmemiş bir “suçu” ihbar ediyorlardı.
Suç işleneceğini söylüyorlardı.
Kehanette bulunuyorlardı.
İyi ilişki kurulması engellenemeyince bu defa iftira atmakta sakınca görülmüyordu.
Bununla da yetinilmiyordu.
Çeşitli sivil toplum kuruluşlarının imzaları da alınarak casusluğa karşı kamuoyuna ve yönetime seslenen duyurular yayınlanıyordu.
Böylece sanki kötülükte sınır tanınmayacağı ortaya konuluyordu.
Benim Rus saldırıları döneminde Çeçenleri destekleyip şimdiki Çeçen yönetimiyle iyi ilişkiler kurulmasından yana olmam çelişkili bulunup yazı konusu ediliyordu.(https://kafkascecen.org.tr/celiski-yok/)
Şaşırtma sürüyordu.
Bu defa bir platformda birlikte olduğumuz birinin bu süreçte verilen cevaplardan rahatsız olduğu anlaşılıyordu.
“DİYASPORANIN KUTUPLAŞMASINA HİZMET ETMEMEK GEREKİR” diye yazdığında olağanüstü güzel bir cevap alıyordu.(https://kafkascecen.org.tr/musademe-i-efkar-tefrika-uretmez/)
Ama durmuyordu, cevapların gerginlik yaratıcı olduğunu ve yayınlanmasını istemediğini söylüyor ve benden Kadirov yönetimini meşru görmemin delilini istiyordu.
Anlaşılan oydu ki bu kişi kutuplaşma olmasın gerekçesiyle Kadirov düşmanlarının saldırılarına/dayatmalarına karşı ses çıkarılmasını istemiyordu.
Beni en çok şaşırtan ise bir başkasıydı. Çok makul ve olumlu biri olarak gördüğüm Altunbay’ın yaşanan süreçle ilgili yazdıkları benim bilgilerimle hiç uyuşmuyordu ve hatta bir kısmı gerçeklere aykırıydı.(https://kafkascecen.org.tr/3107-2/)
Altunbay şöyle yazabilmişti:
“Hal böyleyken, mevcut yönetimle resmi temasları artırmayı savunanların meseleyi ısrarla “Ya temas kurarız ya da yok oluruz” ikilemine sıkıştırması haksız bir çarpıtmadır. Bu yaklaşım, getirilen haklı eleştirileri kasıtlı olarak saptırmakta ve itiraz edenleri sanki toplumun köklerinden kopmasını savunuyormuş gibi göstermeye çalışmaktadır.”
Oysa benim bildiğim ve Ankara derneğindeki konuşmalarda gördüğüm, daha önce yazdığım yazıda da açıkça belirttiğim gibi, bundan tamamen farklıydı, söylenen ve istenen anlamsız Kadirov düşmanlığına son verilmesi ve her açıdan iyi olacağı anlayışıyla mevcut Çeçen yönetimiyle iyi ilişkiler kurulmasıydı.(https://kafkascecen.org.tr/cecenistan-seyahatine-dair/)
Bu açık istek Altunbay’ın yazısında bambaşka bir hale getirilip sunulmuştu.
Arkasından da o süreç boyunca benim hiç şahit olmadığım eylemler atfedilerek kim oldukları belirtilmeyen kişi ve kurumlara çarpıtma dahil benim tamamen haksız bulduğum yenilir yutulur türden olmayan çok ağır suçlamalar yöneltiliyordu.
Sanırım ben de bu suçlamaların muhatapları arasındaydım.
Oysa hiç çarpıtma yapmamıştım.
Doğrusu bu durum benim için çok şaşırtıcıydı.
Ve açıkça ifade edilmese de yazıda anladığım kadarıyla öz itibariyle Kadirov düşmanlığı savunuluyordu.
Kadirov düşmanlığının nedeni ise açıklanmıyordu.
Anlaşılıyordu ki bu iki kişi de Kadirov’u düşman görüp onun yönetimiyle iyi ilişkiler kurulmasını istemeyenlerin safındaydılar, ama bunu açıkça söylemiyorlardı ve imalarına/ifadelerine göre başkaları değil ama bunlar ne olduğu açıklanmayan çok yüce ilkeler peşindeydiler.
Bunlara göre Kadirov’a düşmanlık da muhtemelen benim neler olduğunu bilemediğim bu yüce “ilkeler” için sürdürülmeliydi!
Sözkonusu Çeçenistan seyahati ile ilgili olarak yaşanan bu süreç benim için çarpıcıydı.
Bu vesileyle Kadirov düşmanlığının mahiyetini doğru şekilde anlamaya çaba gösterdim.
Vardığım kanaat günümüzde sürdürülen Kadirov düşmanlığının hiçbir haklılığının olmadığıdır.
Bazı hususlarda ayrıntılı bilgi sahibi olamasam da görünen bazı temel olgulardan ve bazı bilgilerden hareketle ulaştığım bu sonuçla ilgili durum/görüşlerim aşağıda özetlenmiştir.
2.Kadirov Düşmanlığı’nın Mahiyeti: Çeçene karşı Vahabizm
2005 yılı öncesinde merhum Mashadov’un temsilcileriyle yakın irtibatım oldu, o dönemde aramızda Kadirov düşmanlığı diye bir konu hiç konuşulmadı/gündem olmadı.
2007’den sonra yakın zamana kadar Çeçen camiasından epeyce uzak kaldım.
Bu dönemde zaman zaman Kadirov düşmanlığından söz edildiğini duyduysam da pek önemli görmedim/üzerinde durmadım.
Yeni öğrendim: Meğer ülkemizdeki Kadirov düşmanlığı çok şiddetli imiş!
Sanki hayat memat meselesi!
Sanki yeminli bir düşmanlık sözkonusu!
Ve bu düşmanlık Kadirov düşmanlığını aşıp bir bütün olarak mevcut Çeçenistan yönetimine düşmanlık halini almıştır.
Düşmanlık için çaba gösterenlerin kimlikleri genelde gizlenmektedir.
Sahte isimlerle yazılar yazılmaktadır.
Mevcut Çeçenistan yönetiminin meşru görülmesi istenmemektedir.
Görüşlerini dayatmaktadırlar.
Bunun için hakaret etmek de dahil türlü yöntemler kullanmaktadırlar.
Düşmanlığın nedeni bildiğim kadarıyla açıkça ifade edilmemiştir.
Açıkça olmasa da, söylenenlerden anlaşıldığı kadarıyla, bu düşmanlığın, Kadirov’un Ruslarla işbirliği yapıp Çeçen bağımsızlığına ihanet etmesinden kaynaklandığı iddia edilmektedir.
Daha doğrusu böyle bir intiba yaratılmaktadır.
Yani Kadirov Ruslarla işbirliği yapıp Çeçenlere ihanet ettiği için ona düşman olunduğu şeklinde bir anlatım sözkonusudur.
Bu anlatım ülkemizde neredeyse hiç tartışılmamış, bazı çevrelerce tamamen doğru kabul edilip sürekli tekrarlanagelmiştir.
Ve bu anlatımın doğruluğunun herkes tarafından kabul edilmesi dayatılmaktadır.
Bu dayatma vesilesiyle konuya odaklanıp yaşananlara baktığımda benim gördüğüm şudur: Bu anlatım/gerekçe tam olarak tutarlı/inandırıcı/doğru değildir.
Hatta bir yönüyle tersi daha doğrudur.
Zira günümüzde sürdürülmekte olan Kadirov düşmanlığı Kadirov’un Ruslarla işbirliği yapmasından önce oluşmuştur/başlamıştır.
Ve Kadirov daha sonra esas itibariyle bu düşmanlık yüzünden Ruslarla işbirliği yapmıştır.
Olay kronolojisi bunu çok net bir biçimde göstermektedir.
Günümüzdeki anlatımda bu gerçek tersine çevrilerek sonuç neden haline getirilmektedir.
Ve ayrıca Çeçen bağımsızlığına en büyük zarar Kadirov’dan değil, tam tersine Kadirov’un bu düşmanlarının o dönemde desteklediği bir gruptan gelmiştir.
Adıyla anmak gerekirse bunlar Vahabistlerdir ve bunların önceliği Çeçenler de olmamıştır. Bu grup için Çeçenler esas itibariyle gerektiğinde kullanılabilecek bir araçtan ibaret olmuştur.
Ülkemizde günümüzde sürdürülen Kadirov düşmanlığının başlangıcında, yani 1997-1999 döneminde, fiilen bağımsız durumdaki Çeçenistan’ın asayişsizlik yüzünden yaşanamaz bir yer haline gelmesinde ve bu yolla Çeçen bağımsızlığının baltalanmasında pay sahibi olanların en başta geleni bence bu gruptur.
Ve sonunda 2007 yılında da, bağımsızlığa sahip çıkmak bir yana, Çeçen devletinin, yani Çeçen İçkerya devletinin ve dolayısıyla Çeçen bağımsızlığının varlığına son verdiklerini ilan edenler de bunlardır.
Tüm dünyayı islam yapmaktan söz etmişlerdir.
Bu durumdan da açıkça anlaşılacağı üzere, bunların önceliği Çeçenistan değil, Vahabist siyasal islam anlayışı olmuştur ve Çeçenler bu uğurda tam anlamıyla feda edilmiştir.
Anlaşıldığı kadarıyla Kadirov’un asıl suçu bunların kendi anlayışlarını herkese kabul ettirmek için dayatmalarının karşısında durmasıdır.
Kadirov düşmanlığının ortaya çıkışının asıl nedeni budur.
Yani Vahabist dayatmaya karşı durmasıdır.
Dayatmayı kabul etmemesidir.
Günümüzde durum bambaşka bir şekilde anlatılmakta ve başka bir dayatma yapılarak Kadirov düşmanlığının herkes tarafından kabul edilmesi istenmektedir.
Görünen o ki Kadirov’un yaptığı asıl iş, büyük ölçüde belirtilen grup tarafından baltalanıp parçalanmış Çeçen devletinin enkazından kurtarabildikleriyle bugünkü olumlu Çeçenistan’ı yaratmasıdır.
Akan kanı durdurmasıdır.
Asayişi sağlamasıdır.
Ama Vahabistlere karşı çıkmış olması hala hazmedilememektedir ve sürdürülmekte olan düşmanlık da anlaşılan bunun düşmanlığıdır.
*
Konuyu daha iyi anlayabilmek için kanımca yaşananlara biraz daha ayrıntılı bakmakta yarar bulunmaktadır.
Geçmişe bakıldığında görüleceği üzere ayrışma 1997’de başlamış ve düşmanlık tohumu toprağa o dönemde atılmıştır.
O yıl Ruslar Çeçenistan’dan gitmiş, Mashadov başkan seçilmiş ve hak edilerek fiilen elde edilmiş Çeçen bağımsızlığının hukuki olarak tescil edilmesine sadece bir adımlık bir mesafe kalmıştır.
Ne yazık ki tam o dönemde bence bazı “Çeçen hırsları” sahneye çıkmıştır.
Başkalarınınkiler de vardır, ama bunların en başta gelenleri başkanlık seçiminde aday olup halktan yeterli desteği alamayanların hırslarıdır.
Ve ayrıca ek olarak o dönemde bir dış unsur da sahne almıştır.
Bu unsur zaman içinde prestijli Çeçen kahramanı Basayev’i yanına alıp dış unsurların en etkilisi haline gelecek olan Arap Vahabist Hattap’dır.
Anlaşılan o ki Hattap’ın Çeçenlerle irtibatı bazı Dağıstanlılar aracılığıyla sağlanmıştır. Dağıstanlı Adollo propagandistlerinden biri olmuştur.
Ülkemizden de destek görmüştür.
Hattap Çeçenistan’da 1996 ilkbaharından itibaren görünür olmaya başlamıştır, ama etkili hale gelmesi daha sonradır.
1997’den itibaren ne yazık ki bazı Çeçenler dış unsurlarla birlikte halkın büyük bölümünün desteğini alan başkan Mashadov’un otoritesini sarsacak hareketlerde bulunmaya başlamışlardır.
Zaman içinde dış unsurların da katkısıyla ülkede can güvenliği kalmamış, bu yüzden 1997-1999 döneminde Çeçenistan asayişsizlik yüzünden yaşanamaz bir yer haline gelmiştir.(I)
Dış etkiler olsa da, bunun asıl sorumluluğu bence öncelikle Çeçenlere aittir.
Dış etki ise hiç de azımsanmayacak boyutta olmuştur.
Rus etkisi bir yana asıl dış etki Arap Hattap’tan gelmiştir.
Hattap önce yandaş devşirmiştir.
Bunu da dışarıdan aldığı parasal destekle yapabilmiştir.
Anlaşılabildiği kadarıyla bu dış parasal destek hiçbir zaman büyük bir meblağ olmamışsa da yandaş devşirmede etkili olabilmiştir.
Bu parasal desteğin büyük bölümü anlaşılan o ki ülkemizdeki günümüz Kadirov düşmanlarının dahil olduğu bir gruptan gelmiştir.
Arap, Dağıstan ve diğer bazı ülkelerden katılımlar içeren Hattap’ın liderliğindeki Vahabist anlayışlı grup zaman içinde Çeçenlerin aynı dinin iki farklı anlayışı arasında bölünmesine yol açmıştır.
Bunu da Çeçenlerin gerçekten büyük kahramanı olan Basayev sayesinde yapabilmiştir.
Bu sonuçta muhtemelen çoğunluğu ülkemizdeki günümüz Kadirov düşmanları tarafından gönderilen küçük sayılabilecek miktarlardaki paralarla yandaş devşirilmesinin etkisi çok önemli olmuş olmalıdır.
Bu grup ayrıca daha önce milli bir görünümde olan Çeçen bağımsızlık hareketi anlayışına Vahabist bir görünüm kazandırmıştır ve sonraki dönemde Çeçenler terörle anılır olmuşlardır.
Bu grubun önceliği Çeçenler değil kendi Vahabist anlayışları/ideolojileri olmuştur.
Ortaya çıkan olumsuz sonuçta bence Basayev önemli bir paya sahiptir.
1997 başkanlık seçiminde %15 oy alarak ikinci sırada yer alan Basayev %65 oy alarak açık ara başkan seçilen Mashadov tarafından başbakan olarak görevlendirilmesine karşın savaştan yeni çıkmış ülkede düzenin sağlanması için gayet gerekli olduğu halde bu görevi sürdürmemiştir. Hatta tam tersini yaparak 1998 yılında Hattap liderliğindeki bazı Arap ve Dağıstan ağırlıklı unsurlarla birlikte İslami bir “şura” kurup diğer bazı Çeçenler gibi o da meşru başkanın otoritesini sarsacak ve ülkede asayişi zedeleyecek davranışlarda bulunmaya yönelmiştir.
Günümüze kadar gelen Kadirov düşmanlığının kökleri de o dönemde oluşmuştur.
Basayev’le birlikte hareket eden Hattap önderliğindeki Arap-Dağıstan ağırlıklı grubun Çeçenlerin geleneksel islami yaşamını doğru bulmayıp kendi Vahabist islam anlayışlarını dayatmaya kalkışması üzerine o dönemde Çeçenler arasında Gudermes ve Urus Martan gibi bölgelerde onlarca kişinin ölümüyle sonuçlanan çatışmalar yaşanmıştır.(https://kafkascecen.org.tr/cecenya-2010-3/)
Bunun nedeni tamamen Vahabist dayatmadır.
Geleneksel Çeçen islamına karşı Vahabist islam dayatılmıştır.
Kan davasına dönüşen bu ayrışmada Basayev Arap Vahabist Hattap’ın tarafında konumlanırken baba Kadirov geleneksel Çeçen islami yaşamı safında yer almıştır.
Düşmanlık böyle oluşmuştur.
Yani düşmanlık Kadirov’un Ruslarla işbirliği yapması yüzünden oluşmamıştır.
Vahabist anlayışın zorla dayatılarak kabul ettirilmeye kalkışılması yüzünden oluşmuştur.
Günümüzde Kadirov düşmanlığının kabulünün dayatılmasına benzer şekilde o dönemde Vahabist anlayış dayatılmış, zorla kabul ettirilmek istenmiştir.
Bununla da yetinilmemiş, dış destekli Basayev/Hattap grubu 1999’da Dağıstan “seferi” ile Rusların Çeçenistan’a yeniden saldırması için gerekçe de yaratmıştır.
Ruslar bu şekilde sanki tekrar Çeçenistan’a saldırmaya/gelmeye zorlanmıştır.
Bunu yapan da Kadirov değil günümüz Kadirov düşmanlarının desteklediği Hattap/Basayev grubu olmuştur. Bununla Çeçen devletine bir darbe daha vurulmuştur.
Basayev Çeçenlerin gerçekten büyük kahramanıdır.
Ülkesi ve milleti için her tür fedakarlığı yapmıştır.
Ülkesini ve milletini her şeyden önemli gördüğüne de kuşku yoktur.
Ülkesi ve milleti için çok büyük fedakarlıklar yapmış olan Basayev ne yazık ki Vahabist dayatmanın yanında saf tutarak Çeçenlerin bölünmesinde pay sahibi olmuş ve politik anlamda yanlış bir seçim yapıp olumsuz bir rol üstlenmiştir.
Belki hırsı etkili olmuş, belki de dış etkiye kanıp ülkesi için iyi olacağına inandığından bu yanlış seçimi yapmıştır!
Basayev’in Vahabist dayatmanın yanında saf tutmasının nedeni ne olursa olsun ne yazık ki sonuçları çok olumsuz olmuştur.
Çeçenler bölünmüş, ülkede asayişsizlik egemen olmuş ve tam böyle bir ortamda sanki Ruslar Çeçenistan’a yeniden saldırmaya zorlanmıştır.
Bu olumsuz sonuçta çok etkili olan Arap Hattap benim için tam bir muammadır.
Gerçi Vahabizm konusunda bilindiği üzere genelde çeşitli şeyler söylenmektedir.
TBMM’de 2000 yılında hazırlanan Çeçenistan raporundaki bir milletvekilinin anlatımına göre de Sovyetler tarafından Sovyetlerde bir Vahabist hareketin/grubun oluşturulmasına 1980’li yıllarda başlanmıştır.
Bu anlatım doğru kabul edilirse Hattap’ın doğrudan Rus çıkarlarına hizmet ettiği sonucuna dahi varılabilir.
Ama farklı görüşler de söz konusudur.
Niteliği ne olursa olsun Rus etkisi dışında Çeçenistan için asıl olumsuz dış etki Hattap’tan gelmiştir.
Çeçenler arasında silahlı çatışmalara yol açan ve Rusları Çeçenistan’a tekrar saldırmaya zorlayan fiillerin içinde/başında olmuştur.
Niteliğinin muamma olması gibi Hattap’ın Çeçenistan’daki sonu da muamma olmuştur, 2002’de zehirli bir mektupla öldürüldüğü belirtilmiş, ancak ölmediği de iddia edilmiştir.
Sonu bir yana Hattap’ın Çeçenistan’da çok büyük olumsuzluklara yol açtığı açıktır.
Bu da Basayev ile ülkemizdeki günümüz Kadiov düşmanları sayesinde mümkün olabilmiştir.
Basayev kalkan olmuş, ülkemizdeki günümüz Kadirov düşmanları yandaş devşirmesini sağlayacak parayı vermişlerdir.
Bence herşeye karşın Basayev’in yaptıklarını ülkesinin yararına gördüğü için yaptığından kuşku duyulmamalıdır.
Ama seçimi ölümcül derecede yanlış olmuştur.
Doğru yaptığına inandırılmış olmalıdır.
Nitekim Basayev sonradan Dağıstan “seferi” konusunda FSB ajanı olduğu anlaşılan Dağıstanlı Bagauddin tarafından kandırıldığını söylemiştir.
Çeçenlerin Vahabist dayatma yüzünden iki islami anlayış arasında bölünüp kendi aralarında iç çatışmaya sürüklendiği bir dönemde geçekleşen Basayev/Hattap grubunun Dağıstan “seferi” sonrasında çok kapsamlı yeni bir Rus saldırısı da başlamıştır.
Sonraki dönemde Çeçenistan neredeyse kan gölüne dönmüştür.
Tüm bu süreçte ülkemizdeki günümüz Kadirov düşmanları Çeçenlerin meşru başkanı Mashadov dururken Basayev/Hattap grubuna destek vermişlerdir.
Günümüzde Dudayev ile Mashadov’dan ve Çeçen bağımsızlığından yana sözler söyleyerek Kadirov düşmanlığı yapan bu çevreler o dönemde Dudayev’in yapmayın dediğini yapıp meşru başkan Mashadov’un otoritesini sarsacak nitelikteki hareketlere katkıda bulunmuşlardır.
1995 yılında bazı Çeçen komutanlara para verildiğinde Dudayev “Bizi Afganistan’a mı çevirmek istiyorsunuz, yapmayın” diyerek uyarıda bulunduğu halde bunlar Dudayev’in dediğinin tam tersini yapıp başkan Mashadov dururken Basayev/Hattap grubuna para vermişlerdir.
Para yandaş devşirilmesinde ve dolayısıyla Çeçenlerin bölünmesinde çok önemli bir faktör olarak işlev görmüştür.
Böylece Çeçenistan’ın “Afganistanlaşmasına” katkıda bulunmuşlardır.
Başkan Mashadov ne yazık ki asayişi sağlamada etkili olamamıştır.
Böyle bir ortamda yeni Rus saldırısının sürdüğü bir dönemde baba Kadirov inisiyatif alıp sorumluluk üstlenerek kendince bir çıkış yolu aramış ve Ruslarla müttefik olmayı seçmiştir.
Deyim uygunsa baltalanıp parçalanmış Çeçenistan’dan geriye ne kalmışsa derleyip toplamaya yönelmiştir.
Baba Kadirov 2004 yılında patlayıcılarla öldürülmüş ve bugün farklı şeyler söylense de o dönemde bu olayın sorumluluğunu Basayev üstlenmiştir.
Fiilen varolan düşmanlık böylece alenen ilan da edilmiştir.
Günümüzde oğul Kadirov’a yönelmiş bir kan davası görünümünde süren düşmanlık böyle bir geçmişe dayanmaktadır.
Bu kısa anlatımdan da görülebileceği üzere Çeçen bağımsızlık davasına ilk baltayı vuran baba Kadirov olmamıştır.
Hırslı bazı Çeçenler olmuştur.
Bunlardan en önemlisi de bence Basayev’dir.
Politik olarak yanlış seçim yapmıştır.
Günümüzde Mashadov’dan yana sözler eden ülkemizdeki Kadirov düşmanları da o dönemde meşru başkan Mashadov dururken onun otoritesini sarsan Basayev/Hattap grubuna verdikleri destekle Çeçen bağımsızlığının belirtilen şekilde baltalanmasında büyük pay sahibidirler.
Günümüzdeki Kadirov düşmanlarının dış desteğiyle bazı hırslı Çeçenler tarafından bu şekilde baltalanan Çeçen bağımsızlığı günümüz Kadirov düşmanlarının desteklediği Hattap/Basayev grubunun bir tür “davetiyle” gerçekleşen yeni Rus saldırısıyla da yok edilmiştir.
Kadirov’un Ruslarla işbirliği yapması da bu dönemdedir.
Görüldüğü üzere Kadirov’un Ruslarla işbirliği yapması günümüzde sürdürülen Kadirov düşmanlığının oluşmasından ve Rusların Dağıstan’a yönelik Vahabist tahriki gerekçe yaparak Çeçenistan’a tekrar saldırmasından/gelmesinden sonradır.
Yani Kadirov Ruslarla işbirliğini günümüzde süren Kadirov düşmanlığının oluşmasından sonra yapmıştır.
Kadirov’un Ruslarla işbirliği Kadirov düşmanlığının nedeni değil sonucudur.
Kadirov düşmanlığının asıl nedeni Kadirov’un Vahabizm dayatmasına ve dolayısıyla bölücülüğe karşı durmasıdır.
Günümüzde bu yalın gerçek tersine çevrilmektedir.
Sonuç neden haline getirilip sunulmaktadır.
Ayrıca Mashadov’dan sonra onun yerine gelen Vahabist grubu mensuplarının asıl önceliği Çeçen bağımsızlığı olmamış, kendi Vahabist islam ideolojik anlayışları olmuştur. Hatta Çeçen bağımsızlığına son verdiklerini ilan edenler de bunlar olmuştur. Günümüzdeki Kadirov düşmanlarının desteklediği bu grup 2007’de Çeçen İçkerya devletini lağvedip Kafkas İslam Emirliği ilan ettiklerini açıklamış ve böylece Çeçen İçkerya devletine ve dolayısıyla Çeçen bağımsızılığına da son verdiklerini belirtmiştir.
Tüm Kafkasyayı ve hatta tüm dünyayı islam yapmaktan söz etmişlerdir.
Böylece asıl önceliklerinin Çeçenler olmadığını da ilan etmişlerdir.
Öncelikleri Vahabizm olmuştur.
Çeçenler bu uğurda kullanılabilecek araç olarak görülmüştür.
Ama buna rağmen aynı Kadirov düşmanları ifadelerinde hala Çeçen bağımsızlığından yana sözler söylemektedirler.
Ne yazık ki çok uygun bir zamanda gerçekten hak edilmiş olan Çeçen bağımsızlığı fırsatı büyük ölçüde Arap-Dağıstan ağırlıklı bu Vahabist grubun faaliyetleri yüzünden heba edilmişir.
Yazık olmuştur.(II)
Konu tartışılabilir olsa da baba Kadirov bir anlamda baltalanmış bağımsızlığın yok edildiği ya da yok edileceğinin belli olduğu bir zamanda çözüm arayan biri olarak görülebilir.
Açıktır ki baba Kadirov politik bir seçim yapmıştır.
Bunu da halkının yararına gördüğü için yaptığından kuşku duyulmasını gerektirecek hiçbir neden bulunmamaktadır.(III)
Kadirov inisiyatif kullanarak halkı için sorumluluk üstlenmiş, risk almıştır ve bu da hayatına mal olmuştur.
Tipik bir Çeçen olan baba Kadirov başkaları/Vahabistler gibi dışarıdan niteliği belli olmayan destekler almamış, Ruslarla açıkça müttefik olmuştur.
Seçimi ya da zamanlaması yanlıştı denebilir, tartışılabilir, ama kanımca ona hain denemez.
Ve hatta sonraki süreç seçimini de haklı kılmıştır.
Sonraki süreçte oğul Kadirov yönetime gelmiş ve babasının izinden gitmiştir. Vahabistler de dahil ülkedeki yönetime karşı olan tüm silahlı gruplar Rus güçleriyle birlikte aşamalı olarak yok edilmiştir.
Baba Kadirov’un tercihiyle doğrudan bağlantılı olarak da sonuçta 2010’lu yıllarda Çeçenistan’da kan akması durmuş ve günümüzde genellikle herkesin övgüyle söz ettiği yeni bir düzen/ülke yaratılmıştır.
Kan akmasının durması açıktır ki çok olumludur.
1997 sonrasında ülke çok kötü bir ortama sürüklenmiştir ve neredeyse asayişin olmadığı o duruma son veren her şeyin olumlu sayılabileceği bir noktaya gelinmiştir.
O durumda elbette Kadirov’un yandaşları da olmuştur.
Günümüzde en azından asayiş sağlanmış olmasından genelde bence halk da memnundur.
Ancak 1997 sonrası dönemde oluşup kan davasına dönüşen düşmanlık başta ülkemizde olmak üzere bazı yerlerde hala sürdürülmektedir.
Ülkemizdeki Kadirov düşmanları başkalarının da kendileri gibi Kadirov düşmanı olmasını istemektedirler.
1997-1999 döneminde Çeçenistan’da Vahabizmin dayatılmasına benzer şekilde günümüzde Kadirov düşmanlığını dayatmaktadırlar.
Bunun için sözlü zorbalık da yapmaktadırlar.
Israr etmektedirler.
Çeşitli yöntemler kullanmaktadırlar.
Tutarsız şeyler söylemektedirler.
Çok fazla abartma yapmaktadırlar.
Öncelikle hain demektedirler, ki bence hiç tutarlı bir ifade değildir.
Bir ülke halkını temsil eden bir numaralı yöneticiye başka şeyler söylense de hain denmesi makul bir şey olarak görülmemelidir.
Bir yandan iradesiz bir kukla denirken diğer yandan Rusya tarafından işlendiği uluslararası düzeyde açıkça tescil edilmiş çeşitli suçlar dahi Kadirov’a mal edilmeye çalışılmaktadır.
Dayanağı olmayan suçlamalar yapılmaktadır.
Silahlı çatışmalara katılanlar da dahil çeşitli kesimlere defalarca normalleşme çağrıları yapıp barış eli uzattığı halde bu durum görmezden gelinmekte ve Kadirov sürekli işkence yapıp adam öldüren bir zalim olarak anlatılmaktadır.(IV)
Her ülkede her yönetimin yaptığı türdeki bir kısmı çeşitli yönlerden eleştirilebilecek bazı uygulamalar düşmanlığa gerekçe sayılması gereken zulümler olarak gösterilmektedir.(V)
Düşmanlık bir şekilde anlaşılabilir sayılsa da, bunun bu kadar gerçeklerden uzak anlatımlarla ısrarlı bir şekilde sürdürülmesinin nedenini anlamak bence kolay değildir.
Bu konuda öncelikle akla gelen nedenlerden biri parasal menfaattir.
Bunun akla gelmesini gerektiren bir neden de vardır.
Çeçen itibarının yüksek olduğu 1997 öncesi dönemde bazı gruplar Çeçenler için yardım toplamaya başlamıştır. O zaman adı dahi duyulmamış olan bir grup sonradan Çeçen adını kullanarak Çeçen kanı üzerinden toplanan paralar sayesinde büyük bir güce kavuşmuştur. Daha 1997’de dahi Çeçenler adına toplanan yardımların çoğunu Çeçenlere vermedikleri söylenir olmuştur. 1997 kurbanında Çeçenlere 400 kurban parası gönderildiğinin açıklanması üzerine yakın çevreden vicdanlı biri o yıl Çeçenler adına çok daha fazla kurban parası toplandığı halde niye sadece 400 kurban parası gönderildiğini sorgulamaya kalkıp o dönemdeki ilgiliye ulaşmak için yurt dışına gidip sorduğunda biz parayı nereye harcayacağımızı iyi biliriz, sakın sorgulamaya kalkma diye tehdit edilmiştir. Aynı vicdanlı kişi sonraki yıllarda da benzer görüşleri dile getirmiştir.
Buradaki iddiaya göre Çeçenler adına toplanan paraların çoğu Çeçenlere verilmemiştir.
Yardım yapan insanlar da istismar edilmiştir.
Toplanan yardım paralarından Çeçenlere verilen az bir kısmı ise anlaşıldığı kadarıyla bölücülük yönünde kullanılmıştır. Devlet başkanı Mashadov dururken Basayev/Hattap grubuna ya da Çeçenistan dışındaki bazı sığınmacılara yardım adı altında verilmiştir. Muhtemelen tamamı yandaş devşirmek için kullanılmıştır. Sonucu da Vahabist dayatmaya karşı çıkılınca Çeçenlerin bölünmesi olmuştur.
Anlaşılan o ki belirtilen eylemleri yapanlar günümüzdeki Kadirov düşmanlarıdır.
Bu dönemde Çeçen diasporası da ne yazık ki Vahabist grubun Çeçenler zararına olan bu eylemlerine engel olmak için yeterli tepkiyi gösterebilecek bir organizasyonu oluşturamamıştır.
Çeçen kanı üzerinden para toplanması ve Çeçenlere bunun çok azının verilmesi muhtemelen sonra da sürmüş ve sürmektedir.
Yardım paralarından Çeçenlere verilen az miktardaki kısmı da bölücülük için kullanılmış ve Çeçenler için tam bir fitne kaynağı olmuştur.
Bir inceleme olsa bu iddiaların açıklığa kavuşması/kanıtlanması mümkün olabilecektir.
İlk akla gelen neden para olsa da düşmanlığın bu ölçüde ısrarlı şekilde sürdürülmesinin gerçek nedeni en azından benim için tam bir muammadır.
Neden ne?
Sadece para mı?
İdeolojik bir durum yani Vahabist islam anlayışı mı?
İntikam mı?
Gaflet mi?
Başka bir şey mi?
Ya da hepsi mi?
Düşmanlığın gerçek nedeni bence baba Kadiov’un Vahabizmin dayatılmasına boyun eğmemiş olmasıdır.
Ama günümüzde Kadirov düşmanlığının hala yalanlarla böyle ısrarlı bir şekilde sürdürülmesinin makul bir açıklamasını bulmak bana göre zordur.
Bu düşmanlığın bu şekilde sürdürülmesi bence gereksiz yere Çeçen kanı akmasının devam etmesine yol açabilecek bir tutumdur.
Her yerde olduğu gibi elbette Kadirov’a da muhalefet olabilir.
Hatta muhalefet özellikle olmalıdır ve her zaman önemli bir gerekliliktir de.
Benim de muhalefet ettiğim, eleştirdiğim hususlar var.(VI)
Ama bence düşmanlık olması gerekmez.
Düşmanlığın sürdürülmesini gerektirecek makul bir neden de bulunmamaktadır.
Ayrıca bu düşmanlık Kadirov düşmanlığını aşıp bir bütün olarak mevcut Çeçen yönetimine düşmanlık haline dönüşmüştür.
Düşmanlık için haklı gerekçeler bulunduğu varsayılsa bile artık bu düşmanlık sona erdirilmelidir.
Kadirov yönetimiyle daha doğrusu mevcut Çeçen yönetimiyle iyi ilişkiler kurulmalıdır.
Geç bile kalınmıştır.
İyi ilişkiler hem diaspora, hem Çeçenistan ve hem de ülkemiz için faydalı da olabilecektir.
Ülkemizde pek tartışılmamış olsa da, aslında Kadirov düşmanılığının Çeçenler için gereksizliğini ve daha fazlasını Erol Yıldır da yıllar önce 2010-2011 yıllarındaki yazılarında gayet güzel anlatmıştır.(https://kafkascecen.org.tr/cecenya-2010-5/)
Diğer hususlar bir yana baba ve oğul Kadirovların sadece Çeçenistan’da kan akmasının durmasındaki katkıları dahi çok önemlidir.
Ayrıca oğul Kadirov’un Türkiye Çeçen diasporası-anavatan buluşması için el uzatması da çok kıymetlidir.
Düşmanlığa prim verilmemelidir.
3.Zakayey Faktörü
Kadirov düşmanlığı sözkonusu olduğunda Zakayev’den de söz etmek gerekir.
Zakayev Mashadov yönetiminde bakanlık/komutanlık yaparken 2000 yılında trafik kazasında yaralanınca İngiltere’ye gitmiştir. O dönemde Mashadov yönetimi Basayev-Kadirov ayrışmasında tarafsız bir görünümdedir.
Başkan Mashadov 2005’te öldürülünce onun yerine 2006’da öldürülen Basayev’in Vahabist yandaşları gelmiş ve bunlar da 2007’de Çeçen İçkerya devletini lağvedip İslam Emirliği ilan ettiklerini açıklamışlardır.(VII)
Zakayev esasta Vahabistlerin bu kararına karşı çıkıp onların lağvettikleri Çeçen İçkerya devletinin sürgündeki parlamento kararıyla kendi yönetiminde sürdüğünü belirtmiştir. Yani Zakayev ilk aşamada Vahabistlere karşı ortaya çıkmış ve onların ortadan kaldırdıklarını ilan ettikleri Çeçen bağımsızlığının temsilcisi olduğunu iddia etmiştir. Dolayısıyla da Kadirov’un karşısında olmasının yanısıra Vahabistlerin de karşısında konumlanmıştır.
Bağımsızlık bayrağını yere düşürmemek şeklinde olumlu bir işlevi var denebilirse de kanımca Zakayev hareketi pek gerçekçi gözükmemektedir, zira bu hareketin Çeçenistan’da bir temeli/karşılığı yok gibi görünmektedir.
Ve dolayısıyla bence 2005 yılında Mashadov’un ölümüyle güncel Çeçen bağımsızlığının sona erdiğini kabul etmek doğru olacaktır. (VIII)
Zakayev’in Kadirov karşıtlığıyla ilgili ilginç olan bir husus ise şudur: İkisi de Kadirov’a karşı olsa da Zakayev yanlıları ile Vahabistler başlangıçta bir araya gelmemiş, ayrı saflarda yer almışlardır.
Günümüzde ise ülkemizde ilginç bir şekilde bu iki grup bir aradaymış gibi görünmektedir.
Yani İçkerya’yı lağvettik diyen Vahabistler bugün İçkerya başbakanıyım diyen Zakayev’le birlikte görünmektedirler.
Sanki Vahabistler meşruiyet arayışıyla zorunlu bir takiyye yapıp Zakayev şemsiyesi altına sığınmışlar ve varlıklarını o şemsiye altında sürdürmektedirler.
Bu elbette tamamıyla sahte bir görüntüdür.
Diğer yandan Zakayev Ruslarla işbirliği yapan Çeçenlere kategorik olarak düşman olamaz, zira kendi kitabındaki açıklamaya göre Zakayev’in hayatta kalması Ruslarla işbirliği yapan Çeçenler sayesinde olmuştur!
Dolayısıyla Zakayev’in Kadirov karşıtlığı bence Vahabistlerinki türünden bir düşmanlık da değildir!
4.Sonuç
1997-1999 döneminde Çeçenistan’da Vahabizmin dayatılmasına kaşı çıkılmasından kaynaklanan Kadirov düşmanlığı günümüzde mevcut Çeçenistan yönetimine düşmanlık halinde sürmektedir.
Bu düşmanlığın herkes tarafından kabul edilmesi dayatılmaktadır.
Çeçen yönetimiyle iyi ilişkiden yana olan herkes de düşman olarak görülmektedir.
Kadirov düşmanlığıyla sanki Çeçenlerin gerektiğinde kullanılabilecek “askerler” olarak hazır halde bulundurulmasına çalışılmaktadır.
Kadirov düşmanları kötülükte sınır tanımamakta, yapısal olarak Türk dostu olan Çeçenleri yalanlarla potansiyel Rus casusları olarak göstermeye ve bu yolla ülkemiz yönetimini etkilemeye dahi çalışmaktadırlar.
Kötülük zirvesi olarak gördüğüm böyle bir girişimi tasarlayabilen bir zihniyete sahip Kadirov düşmanlarından her tür kötülük beklenebilir.
Böyle bir zihniyetten hakkaniyete uygun bir davranış beklenemez.
Öncelikleri de Çeçenler değildir, bu zihniyet Çeçenleri olsa olsa bir araç olarak gören bir zihniyet olabilir!
Bu zihniyetten Çeçenlere hiçbir hayır gelmez!
Ve mefhumu muhalifinden hareketle böyle kötü bir zihniyetin ısrarla düşmanlık ettiği Kadiov’da iyi bir şeyler bulunması gerektiği sonucuna da varılabilir!
Cuma Bayazıt
25.8.2026
*
I.İlk savaştan sonraki dönemde Çeçenistan’da yaşanan çok üzücü olaylardan biri 1997 başlarında Grozni’de 6 Kızılhaç görevlisi İngilizin öldürülmesidir.
O dönemdeki üzücü olaylardan bir diğeri Mart/1997’de Türkiyeli Çeçenlerin İstanbul ve Ankara liderleri olan iki kişinin kendi evleri sayarak gittikleri Çeçenistan’da fidye için kaçırılmasıdır. Bu iki kişi 8 ay kadar sonra Mashadov’un da çabasıyla kurtarılabilmiştir. Bu sürede 10’a yakın farklı Çeçen evinin bodrumunda tutulmuşlardır. Yani bu fiile bir çok Çeçen ortak olmuştur.
Bu iki olay farklı şekillerde şok yaratmıştır.
II.Mayıs 1997’de Grozni’de konuştuğum bir Çeçen mealen “Bu sakallılardan Mashadov’a oy verdim, ama bizimkiler devlet olmayı beceremezler” şeklinde konuşmuştu. Ne yazık ki öngörüsü doğru çıktı.
Bir de keşke o dönemde yaşananlar konusunda bir diğer önemli Çeçen kahramanı olan Hamzat Gilayev’in neler düşündüğünü/tavrını bilebilseydik, sanırım aydınlatıcı olabilirdi. O dönemde Çeçenler eliyle yaratılan durumu kahredici bulmamıştır mı, acaba?
III.Pek iyi tanımasam da iki görüntü bende baba Kadirov’la ilgili olumlu izlenim yaratmıştır.
Birincisi Çeçenistan’da Türkiyeli iki Çeçenin kaçırıldığı dönemde onların aranmasına katılmak üzere bir grubu rahmetli NG ile birlikte organize ettiği toplantıdaki samimi çabasına ait bir görüntüdür, ki bazı anlatımlara göre 1997 yılındaki bu kaçırılma döneminde Türkiye’de bulunan Yandarbiyev savaşta bir çok Çeçenin öldüğünü vurgulayıp bizim önemli gördüğümüz bu kaçırılmayı önemsemediğini gösteren sözler söylemiştir.
Baba Kadirov’la ilgili ikinci olumlu görüntü ise 2000’lerde çatışmaların en yoğun olduğu bir dönemde en şahin Ruslardan biriyle bir televizyon programında yaptığı tartışmadaki çok sağlam ve kararlı duruşuna ait görüntüdür.
IV.Nitekim belirli ölçülerde normalleşme de sağlanmıştır. Mesela, Mashadov döneminde savunma bakanlığı yapan Magomed Hambiyev günümüzde Kadirov yönetimi bünyesinde görev yapmaktadır.
V.Güvenlik açısından her ülkenin gerektiğinde yaptığı gibi şiddet kullanılması anlaşılabilir olsa da, Kadirov yönetiminin bir olayda öldürülen bir gencin cesedini bir süre sokakta bekletmesi ve iddialara göre ailesinden bazı fertlere çeşitli baskılar uygulaması gerçekten de makul görülmemesi gereken bir uygulamadır.
VI.Aslında ben yönetimin genel doğrultusunu olumlu bulmuyorum. Bana kalsa yönetimdeki yoğun dinsellik dozunun azaltılmasını isterdim. Ama bu benim görüşüm. Benim görüşüme uygun davranmadığı için yönetime muhalif olabilirim, ama düşman olmam gerekmez. Ve içtenlikle iyi ilişkilerden yana olup o yönetimin başarılı olmasını da isterim.
VII.Öldürülen Çeçen önderlerinin ölüm şekilleri genellikle pek açık/belirgin değildir. Mashadov’un ölümü için de durum böyledir. Günümüzde Kadirov düşmanlığının canhıraş bir şekilde sürdürülmesine bakıldığında kötülükte sınır tanımayacağı anlaşılan ve Mashadov sonrasında yönetime gelen bu Kadirov düşmanlarının desteklediği grup acaba Mashadov’un ölümünde de pay sahibi midir, diye düşünmekten kendimi alamıyorum!
VIII.Aslında ilginç ve önemli noktalardan biri şudur: Kadirov düşmanlığı yapanlar Çeçen bağımsızlığına ihanet edildiğini söylemektedirler, ancak kendilerinin Çeçen bağımsızlığıyla ilgileri yoktur ve bu konuda bir iddiaları da bulunmamaktadır. Hatta tam tersi sözkonusudur. Zira görünürde de olsa Çeçen İçkerya devleti adıyla süren Çeçen bağımsızlığına son verip Kafkas İslam Emiliği kurduklarını ilan edenler kendileridir.
***
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder