28 Şubat 2020 Cuma

KUANTUM BESLENME

"Mitokondriyal Beslenme" ile hücresel sağlık ve gençlik 

Sağlıklı ve Uzun Bir Yaşam İçin 

140. doğum gününüze hazır mısınız? 

Hastalıkları ve yaşlanmayı unutun! 


Dr. Ayşegül Çoruhlu, Doğan Kitap'ta 6. baskı (14. baskı), Temmuz 2019, Doğan Kitap, İstanbul 


Bu kitap, yazarının benim okuduğum ikinci kitabı. 
Yazarın yaklaşımı, okuduğum ilk kitabı Alkali Diyet ile ilgili yazımda da belirttiğim üzere, bana olağanüstü güzel geliyor. 
Benim açımdan çığır açıcı oldu. 
Ufuk açıcı. 
* 
Kitabın içeriğini kitabın kapağından alınan yukarıdaki ifadeler açıklıyor. 
* 
Esas olarak insanın yapısı anlatılıyor. 
Yani vücudun "işleyişi", ya da "çalışma şekli". 
Biyolojisi, ve, diğer yönleri... 
* 
Yani, bilim. 
* 
Kısaca,  
Insan sağlığı, doğrudan doğruya insanın beslenmesine bağlıdır, 
Sağlıklı olmak için doğru beslenmek gerekir, 
Bütün hastalıklar yanlış beslenmeden kaynaklanır, 
Yanlış yiyecek vücutta çeşitli hasarlara yol açar, sonucu da hastalıklar olur, 
Şeker en zararlı yiyecektir, 
Unlu ve paketlenmiş yiyecekler de tercih edilmemelidir, 
Gelecekte doktorların yerini hastalıkların önlenmesini sağlayacak doğru beslenme uzmanlarının alması beklenmelidir, 
deniyor. 
* 
Detaylarından bir bölümü ise şöyle: 

-"… biyolojimiz bozulursa hasta oluyoruz. Biyolojimiz yıllar içinde yıprandıkça yaşlanıyoruz" 11 
-"… biyolojik canlılığımızı sağlayan enerjinin seçiminde hata yapıyoruz. 'Can' kaynağımız, enerji motorlarımız olan mitokondrilerin biyolojilerine uygun beslenmiyoruz./.../ Hastalıklarda derdimiz, tedavilerde ise dermanımız aynıdır: En iyi enerji için mitokondri motoruna en doğru yakıtı seçmek./... Yakıt... mitokondrilerimizin kuantum biyolojisine uygun olmalıdır... artık klasik biyoloji bilgileri... yetersizdir. Yeni biyoloji, kuantum biyolojisidir./.../ Biyoloji hata affetmez./.../ İnsan kuantum beslenmelidir" 13, 14 
-"İnsan çok üstün bir organizma... sağlıklı... olmasını sağlayacak sır.../... en temel yapıtaşımız olan hücrelerimizde gizli.../.../... Sır; MOTOR'un nasıl çalıştığında ve motora uygun en doğru YAKIT'ın SEÇİMİ'ndedir./... En temel gerçeğimiz hücrelerimizin biyolojik ihtiyaçlarıdır.../.../... Motorlarımız MİTOKONDRİ'lerimizdir... hücre içindeki enerji üretim organelcikleri.../... yakıtımız... GÜNEŞ'tir.../... bitmez tükenmez, kudretli bir enerji kaynağı olan güneşten yakıt aktarıyoruz" 20, 21 
-"… önceki iki kitabım.../ Alkali Diyet... vücudun pH dengesini koruma rehberi./ Tokuz Ama Açız, alkali beslenme ile mideni değil hücrelerini doyur./ Bu kitapta... beslenmenin biyokimyasal mantığını anlattım …/.../... KUANTUM dünyasına adım.../.../... bu kitap beslenmede bilimin geldiği SON NOKTA'dır" 23-25 
-"'Kuantum biyoloji'… biyolojik olayların... klasik fen bilimleriyle yeterince açıklanamaması ve işin içine biyolojik yapımızın atom altı dünyasının girmesiyle oluşmuş bir kavramdır./.../ Dünyada ve evrende 'madde' olan her şey aynı yapıtaşlarından meydana gelir: Atomlardan. Bizler, bitkiler, kayalar, böcekler, hava, göktaşı her şey atomlardan oluşur. Bizim en küçük birimimiz hücre de atomlardan oluşur./ Basitçe atom şudur: Bir çekirdek ve çekirdeğin içinde proton ve nötron isimli atom altı parçacıklar ve çekirdeğin etrafında çekim alanında bulut gibi dağılmış ama çekirdeğe farklı mesafelerde elektronlar. İşte her şeyin özü bu kadarcık bir yapıdır./ Protonlar artı (+) yüklü, elektronlar eksi (-) yüklüdür. Artı ve eksi birbirini çeker.../ Kararlı atomları severiz. Öylece dururlar... Ama dünyada yaşamın olması için atomların kimyasal tepkimeler ile başka maddeler ortaya çıkarmak üzere bir araya gelmeleri, birbirlerine bulaşmaları gerekir.../ İşte bir araya gelmiş atomlardan moleküller... bizi de oluşturur. Maddenin temeli bir araya gelmiş atomlardır. Ama evrende sadece madde yoktur./ Evren, bir enerji çorbasıdır./ Evrenin tamamı enerjiden oluşur. Madde zaten enerjinin sıkıştırılmış halidir... Bunlar birbirine dönüşebilir.../ Yiyecekler de atomlardan oluşur. Bu maddeleri yediğimizde içimizde enerjiye dönüşür./ İşte beslenmedeki amaç budur: Yiyeceklerin maddeleşmiş halleri içindeki gizli enerjiyi alıp kullanmak./ Peki, yiyecekler madde ise onlar da öncesinde enerjiden oluşmadılar mı?.. yiyecekler enerjiyi nereden alıp maddeleşti? Yani... ilk kaynak neresidir?/ Cevap basit: Güneş!/ Yaşamımızı güneşe borçluyuz... Güneş ışıkları yaşamın temel enerji kaynağıdır. Işık, bir kuantum oluşumdur. Işık düz, devamlı bir şey değildir. Dalga şeklinde yayılır. Güneş ışığının birimi foton'dur./ Güneş ışıkları, yani fotonlar dünyaya ulaştığında... bitkiler yapraklarını açıp onu bekler. Bitkilerin canlılığı güneşten gelen fotonların enerjiye çevrildiği fotosentez aracılığıyla oluşur... fotosentez olağanüstü kuantum biyolojik bir süreçtir./ Besin zincirinin ilk halkası: Fotosentez/... bitki ışığı yer./ Bitki, güneşten ışığı, havadan karbondioksidi, topraktan suyu alarak kendine enerji üretir. Bitkinin kloroplast isimli enerji fabrikalarında bu hammaddeler enerjiye çevrilir. Bitki... çoğunu biriktirir./ Bitkilerin gövdeleri ve meyveleri, güneş ışığının enerji olarak depolanmış halidir. Bitki... elde ettiği enerjiyi... elektronlarda depolar./.../ Bitkileri yiyince, kuantum biyolojik olaylar sırası bize gelir./... Biz maddeleşmiş güneş ışığını tekrar enerjiye çeviririz. İşte buna da 'beslenme' diyoruz./ Beslenme temel anlamda güneş ışığının bitkiler aracılığıyla bize iletilmesidir" 29-32 
-"Beslenme... yanma... sonunda biraz kül... Kül zararlıdır. Atıktır. Çöptür... serbest radikaldir.../... başımıza ne geliyorsa bu serbest radikallerden gelir./... Asıl manzara atomlar seviyesindedir.../.../ Bir atomda elektron sayısı protondan daha azsa... atom artı (+) yük alacaktır. İşte bu eksik elektronlu atoma serbest radikal denir./.../... günlük hayattan duyduğumuz "Serbest radikal yapar" denen maddeler (işlenmiş gıdalar, kimyasallar, koruyucular, enfeksiyonlar, kirli hava, kızartmalar, barbekü benzeri yüksek ısıda pişmiş yiyecekler, sigara) vücuttan elektron çalınacağı anlamına gelmektedir./... vücutta... ATP üretilirken serbest radikaller ortaya çıkar... Vücudumuz akıllı bir makinedir. Ancak bu antioksidan koruması sınırlı kapasitededir./... serbest radikal üretimi arttığında hastalıklar başlar. İstisnasız tüm hastalıklarda mikro düzeyde başlangıç noktası budur./... beslendikçe... istenmeyen 'artıklar' yıllar içinde birikecektir. Yaşlanmak 'artıkların birikmesidir.'/.../ Serbest radikallerin tüm vücutta en kolay elektron aldığı yer zarlardaki lipitler, yani zarların yağıdır. İşte bu bilgi hayati önemdedir./ Vücutta korunacak en önemli organeller hücrenin zarı ve mitokondri zarlarıdır.../.../... Her hücrenin içinde... çeşitli kül temizleyici sistemler vardır... Antioksidan, serbest radikale eksik elektronunu gönüllü olarak verendir. Serbest radikal gönüllü verici bulamayınca gönülsüz olandan zaten alacaktır./... elektron çalacağı en kolay yer hücre zarlarıdır.../.../ Hücrelerdeki tüm zarlar doymamış yağlar açısından zengindir. Böyle de olmalıdır. Doymamış yağ yüksekse, zar genç bir zardır. İnce ve esnektir. İçi elektronla doludur. Bu elektronlar zarı ince ve esnek yapar.../.../ Serbest radikaller matriksin içindeki yağların elektronlarını alarak zarı okside ederler. Paslandırırlar... enerji üretimi de zarar görür... enerji biter. Sonuçta mitokondrilerinde enerji üretemeyen hücrenin ölümü gerçekleşecektir... kısırdöngü olarak devam eder./.../ Bu hücre ölümü... 'planlı hücre intiharı'dır ki bu bizim için çok kıymetli, sağlığımızı koruyan bir durumdur... İyi çalışmayan mitokondrilerin ortadan kaldırılması iyidir. Yerine yenileri gelmelidir.../ Ancak mitokondri yenileme işinde yaş ilerledikçe zorlanırız. Mitokondriyi yenileyemeyince ya kötü çalışan hücreye ya da eskisinden daha az enerjiye razı olmak zorunda kalırız... Mitokondrileri hasarlandıran şey serbest radikal sızıntısının artmasıdır./ İşte bu yüzden... antioksidanlar zaruridir.../... Az mitokondri az enerji demektir. Az enerji az iş, az tamir demektir./... ağır hastalıklar yaşlandıkça iyi çalışmayan hücrelerin birikimiyle ortaya çıkıyor.../ Kanser hücresi aslında zor şartlarda ayakta kalmaya çalışan akıllı bir hücreden başka bir şey değildir. Ölmemek için... gelişmiş insan hücresi yerine tek hücreliler gibi fermantasyonla yani çürümeyle enerji üretir.../... planlı hücre intiharı yani apoptozis... mekanizması çalışmayan hasarlı hücre ölmüyorsa kontrolsüz çoğalır./... ne yapabiliriz? Öncelikle yiyeceklerimiz doğru seçebiliriz. Vücuda bol elektron yani bol antioksidan veren besinleri seçebiliriz. Zarlardaki yağları yerine koyabiliriz.../.../ Elektronlar kuantum şeyciklerdir. Beslenmedeki amaç elektron (-) elde etmektir. Protonlar da kuantum şeyciklerdir. Hastalıklara sebep proton (+) hasarıdır. Hayat artı (+) ve eksi (-) yüklerinden başka bir şey değildir./ Ama denge istenmez. Her zaman için eksinin artıdan fazla olması gerekir. Eksi, enerji için gereklidir.../ Canlılık biyoelektriğin akmasıdır/... Elektrik akışı durduğunda ölmüş oluruz" 45-54 
-"Her hastalık aynı sebeple başlar: Mitokondrilerin bozulması/.../... bu süreç aslında çöp üretiminin artması, çöp atılımının azalmasından ibarettir./.../... Her şey tek bir hücrede başlar" 57, 58 
-"pH hidrojen proton (+) yükünün miktarıdır... nerede hidrojen protonu (+) çoksa orası asittir.../ pH değeri 0'dan 14'e kadar ölçülen bir skalada gösterilir. Asit değer, pH'ın 7 ve altında olması demektir... artı (+) yüklü protonların sayısı fazla... /.../... alkali ise... eksi (-) yükler fazla ise pH 7'nin üstündedir. Yani elektronlar fazladır.../.../... 'bize verebileceği elektronu çoksa' iyi bir besindir.../ Vücudumuz sağlıklıyken alkalidir.../.../ Tüm hastalıklar hücrenin dış zarının sertleşmesi ile ilerler.../ Serbest radikalin çoğalması devam ettikçe (asitlenme arttıkça) hasar sırası hücrenin çekirdeğine gelir./ Çekirdeğin içinde hayati bilgilerimizin saklı olduğu DNA'mız vardır./ Serbest radikal hasarı ve asitlenme artması eninde sonunda DNA'ya da zarar verebilir./ Bu da hücrenin başkalaşıp kanserleşmesine sebep olabilir./ Hastalığın... hepsinin başlangıcı bu şekildedir" 63-65 
-"Aging (Yaşlanma)/.../ Yaşlanma sanki tüm işlerin ve tamir mekanizmalarının ağır çekimde yapılması gibidir. Bu ağır çekim halinin sebebi normalde hızı sağlayan enerjinin azalmasıdır... Mitokondrilerimiz... fonksiyonlarını iyi yapamadıkları için istediğimiz kadar enerjik olamayız. Hatta yediklerimizin çoğunu kiloya çeviririz çünkü yakamayız./.../... Şeker gibi ucuz yakıtlar yerine alkali besinleri koyarsak eskimiş hücrelerimizi yenileyebiliriz" 69, 70 

-"Serbest radikal... sertleşmiş hücre... insülin kilitleri ile insülin arasındaki uyum zorlaşır. İnsülin anahtarı hücre içine enerji sokmak için kilidin yerini eskisi kadar kolay bulamaz. Bulsa da paslanmış kilidi açamayacaktır./... Kilit eskisi kadar kısa zamanda açılamıyorsa pankreas kandaki şekerin eskisinden daha zor normal değere indiğini görür ve haklı olarak daha çok yediğimizi düşünür. İnsülin rezistansımız varsa pankreasımız çok yiyoruz zanneder. Pankreas açılmayan paslanmış kilidi umursamaz. Onun derdi şekerli su gibi yapışkan olan kanı bir an önce şekerden arındırıp tekrar berraklaştırmaktır... daha çok yiyoruz zanneder. Kan şekerine baktıkça daha çok insülin salar./... Basit unlu-şekerliler fazla sindirim gerektirmediğinden kolayca kana karışır./... kandaki insülinin fazla olması insülin rezistansı tanısı ile belirtilir.../ Asıl suçlu zarları oksitleyip paslandıran serbest radikallerdir!/.../... hipoglisemi de bu mekanizmanın devamıdır.../ İnsülin pankreastan çıktıktan sonra işi bitse de geri dönmez. Değeri, açlık insülin değerine inene kadar görevini yapmaya devam eder. İlk görevi de kan glikoz değerini azaltmak olacağından bunun gereklerini yerine getirir. Sertleşmiş zarlar nedeniyle eskiden yediğimiz miktarda besini hücreye sokmak için kullanılan insülin miktarı yetmediğine göre şimdi eskiden olduğundan daha fazla insülinle baş etmek zorundasınızdır. Oysa eskisi gibi yiyorsunuzdur. Peki, bu fazlalık insülin eskiden olduğu gibi kan şekerini normal açlık değerine getirince durur mu? Hayır. İnsülin işgüzardır. Fazladan iş olarak kan glikozunu açlık normalinin de altına çekecektir. İşte... hipoglisemi bu şekilde ortaya çıkar./.../... açken olmayan hipoglisemi yedikçe olur. Bunun anlamı hücre zarlarımızın insüline bağlı yiyecekleri enerjiye çevirmek için içeri geçiremediğidir. Hücre içi açtır ama yiyecekler yağ olarak depolanır. Bu tip yiyecekleri az da yesek kilo alır hale geliriz./... En çok elektron içeren besinler de bitkisel besinlerdir./... insüline ihtiyaç duymayan yiyecekleri yemeliyiz./ Zarlar ne kadar sert olursa olsun bitkisel besinler bu zarların üzerinden atlayarak içeri girer./ Bitkisel besinler doğruca mitokondriye gidip iyi enerji üretiminde kullanılır./ Bitkisel besinler bolca elektrona sahip oldukları için etrafı antioksidanlarla doldururlar./ Bu antioksidanlar, zarların sertleşmesine sebep olan serbest radikalleri durdurur./ Antioksidanlar hücrenin çalınmış elektronlarını geri verirler./ Elektron nerede bolsa orada pH artık istenen alkaliliktedir./ Alkali olmuş mitokondri matriksi bolca ATP üretir./ Siz de enerjik ve mutlu hissedersiniz./ Tüm bunları neredeyse tüm hastalıklarda uygulayabiliriz... tersi olursa... devamı diyabettir./.../ Tip 2 diyabet... artık pankreasın çabalarına, verdiği onca insüline rağmen hücre zarları öylesine sertleşmiştir ki kan şekeri normale getirilememektedir demektir. Açlık insülini olarak bakılan test, açken bir hücrenin kapısında kaç insülin bekliyor yaklaşık olarak bunu gösterir. Ne kadar çok insülin anahtar olarak kapıda bekliyorsa, kilitler o kadar paslanmış durumdadır./.../... serbest radikal üretimini artıracak tüm beslenme kaynaklarını kısmalıyız. Bu gruba da kabronhidrat ve şeker dışında tüm işlenmiş gıdalar girer... kızarmış brokoli bile olabilir.../.../ Elektron zengini bitkisel besinler, işlenmemiş sağlıklı hayvansal gıdalar ve iyi yağlar./.../ Artık tıp literatüründe Alzheimer'ın tip 3 diyabet olarak adlandırıldığını biliyoruz... sebebi yıllar içerisinde... kandaki ani şeker yükselmelerinin beyni eskitmesidir. Alzheimer'a uzun süreli beyin şekerlenmesi de diyebiliriz... tam tıbbi adı İleri Glikozillenme Son Ürünleri (Advanced Glycation Endproducts, AGE) olan bir tür serbest radikal artığı birikimidir. Beyinde oluşan AGE'ler Alzheimer'a özel plaklara sebep olur. Bunun ciltte oluşan yaşlılık lekelenmelerinden biyokimyasal olarak çok farkı yoktur. Beyindeki o plaklı bölgeler iyi çalışamaz. Plaklı bölgelerdeki mitokondriler hasarlıdır./... Beyin, vücuttaki enerjinin % 20'sini kullanır... Mitokondri yoksa beyin ne şekeri ne yağı kullanabilir. Tüm nörolojik hastalıklara mitokondri hasarı eşlik eder./.../ Polikistik Over/.../... çoğunlukla insülin rezistansı ile beraber gelir.../.../... östrojen hormonunun emirlerinin yerine ulaşamaması demektir.../ Uykunuz verimsiz ise Uykunun melatonin isimli bir hormonla alakalı olduğunu,/ Libidosu düşük bir erkekseniz Libidonun testosteron isimli bir hormonla alakalı olduğunu,/ Mutsuzsanız Mutluluğun serotonin isimli bir hormonla alakalı olduğunu unutmayın./.../ Spastik kolon hastalığı/ (İrritabl bağırsak sendromu-İBS)/ Konumuz beslenme ise... sindirim sistemi çok özel ilgiyi hak eder. Kötü gıdalar.../... önce vücuda girdikleri yere hasar verirler. Hasar bölgesi olarak bağırsaklar zaten oldukça büyük bir alandır. Bu büyük alanın hasarlanmasının vücutta etkisi de büyük olur./ Genişliği dört yüz metrakareyi bulan emilim yüzeyiyle, gıdaların vücuda zararlı olup olmadığına karar verme işini bağırsağın iç kısmındaki bağışıklık sistemi yapar. Bağırsak yüzeyi tıpkı hücre zarları gibi seçici geçirgendir. Yani sadece ona uygun olanları geçirmeye çalışır. Bunun için çok sık 'vili' denilen keseciklerle kaplıdır./ Bu kesecikler istenmeyen yiyecekleri sızdırmamaya çalışırlar... Ancak bu kıvrımlı ve kesintisiz yüzeyde delikler olmaya başlarsa içeri istenmeyen gıdalar sızabilir.../ Bağırsak sızdırmazlığı, asitlendiren gıdaların bağırsakta lokal olarak enflamasyon yapmasıyla bozulur. Enflamasyon o bölgenin bir tür can çekişmesidir diyebiliriz. İyileşmek ister ama bir türlü iyileşemez, iyileşmeyi beceremez.../... bir günlük kabızlık bile bağırsakta enflamasyon yapan serbest radikallerin artmasına sebeptir... tüm bağırsak hücrelerinin üç günde bir yenilenmesi enerji gerektiren olaylardır./.../ Enflamasyonun olduğu hücrede mitokondriler hasarlanır... enerji üretimi düşer.../.../ 1-Öncelikle çiğnemeyi arttırmak gerekir!../.../ 2-Asitlendiren gıdaları yememeyi tercih etmek gerekir!/.../... neredeyse tüm hastalıklar enflamasyonla ilerler. Egzama cilde saldırı anlamına gelen bir enflamasyondur.../.../ Stres de bağırsak üzerinde enflamasyon yaratır... Bağırsağın boşaltımı gibi mekanik işlemi veya serotonin üretimi gibi endokrin işlemini ertelemesi kronik stres altında iken normaldir./ Yani bağırsaklarımız mutsuzsa biz de mutsuz oluruz!" 72-87 
-"Cilt problemlerinin altında glikasyon yatar... gözü de etkiler.../.../... yüksek ısıda pişen, kızartılan... besinleri tükettikçe erken yaşlanırsınız!" 93 
-"… iç organ yağlanmasını çözmek.../... için en hızlı yöntem akşam yemeklerini saat 17'den önceye çekmektir.../.../... hayvansal proteinlerin en az üç katı kadar salata ve sebze tüketilmelidir./.../ Her türlü unlu gıda, şekerli ürünler, işlenmiş etler, inek sütü ürünleri, şekerli, kolalı içecekler, alkol, hazır soslar tüketilmemelidir.../ Her türlü çiğ veya az pişmiş sebze, baharat, keten tohumu, çörek otu gibi yağlı tohumlar, ceviz, badem gibi yağlı kuruyemişler, çiğ olarak meyveler, baklagiller ve balık... yenebilir" 94, 95 
-"Kronik yorgunluğu mitokondri yorgunluğu olarak ele almak iyi bir yaklaşımdır./.../ Oksijenin taşınması kan yoluyladır... Kan pH'ımızın... 0,1 değerinde daha az alkali olması... kanın oksijen taşıma kapasitesini azaltır.../.../... kanın miktarı da önemlidir.../.../... Asitlendiren besinleri yemek bizi azar azar boğar" 98, 99 
-"Kanser hücresi basitçe mitokondrisiz çalışan hücredir... Dr. Otto Walburg kanser hücresinin oksijensiz enerji ürettiğini bularak Nobel almıştır.../ Glikoz, Walburg efektin yakıtıdır. Oksijensiz enerji için uygundur" 100 
-"Bitkiler:/ Sonsuz yaşama giden yolda mucize sır/.../... Tüm bitkiler fotosentez yaparak büyürler. Güneş ışığını meyve, yaprak veya kök olarak maddeleştirirler./ Fotosentez endergonik, yani enerjiyi içinde tutan bir olaydır. Mitokondrilerimizde enerji üretimi fotosentezin tam tersidir. Enerjiyi dışarı veren ekzergonik bir tepkimedir. Çok enerji üretebilmemiz için en yüksek enerjiyi dışarı veren kaynaklar besinimiz olmalıdır. Bitkiler... en yüksek enerjili elektron kaynağı oldukları için onlara 'sağlıklı yiyecekler' denir... bitkilerin en 'elektronlu' halleri çiğ ve taze oldukları zamandır./... faydalar pişirmeyle azalır. Öncelikle, her türlü sebze yararlıdır... renkleri koyulaştıkça serbest radikal temizleme kapasiteleri artar./... Pişirmek antioksidanların neredeyse yarıdan fazlasını yok eder./ Yeşil sebzelerin içinde klorofil vardır. Klorofil bitkinin kanıdır... bize bitkiden aldığı oksijeni verir. Klorofil yemek, oksijen solumak gibidir. Klorofil demir ve magnezyum da içerir. Pişirmek klorofili de yok eder./ Sebzelerin içinde emzimler vardır... kendilerinin sindirimini kolaylaştırırlar... pankreası yormazlar.../ Sebzelerin pişirilmesi içlerindeki su miktarını azaltır!/ Oysa o su çok kıymetli mineraller içerir. Bu mineraller vücutta yapılamaz, dışarıdan alınmalıdır. Sebzeler mineralleri topraktan alır, biz de sebzelerden alırız. Selenyum, magnezyum, potasyum, bor sebzelerden aldığımız minerallerdendir. Hayvansal gıdalarda çok az mineral vardır./ Sebzeleri pişirmek içlerindeki proteini de azaltır!/ Oysa bitkisel protein... çok faydalıdır./ Pişirmek sebzelerin vitamin değerlerini de yarıya indirir!/ Yüksek ısıda pişirme veya kızartma yapmak ise bir sebzeyi neredeyse yararsız çöp haline getirir.../ Pişirmek bitkilerin atom yapısına zarar verir!/.../ Mikrodalga fırınlar gibi sebzenin atom yapısını geri dönüşsüz değiştiren yöntemlerin zararlarına burada girmiyorum bile. Ama her şekilde ısıyla temas bitkilerin verimliliğini bozacaktır./ En zararsız pişirme yöntemi olan buharda pişirme ve haşlamada bile bitkilerin, sebzelerin içerisindeki güneş enerjisi azalacaktır!/.../ Gökkuşağı ile beslenin/.../... mor besinlerde daha çok elektron vardır./.../... asıl yüksek yoğunluklu elektronlar kabuklardadır. Limonu... kabuğuyla doğrayıp toptan yemek faydalıdır örneğin. Yemek için kabuk soyma adeti değişmelidir... Hatta kabuklar ve çekirdekler bitkinin içinden bile daha iyidir./ Çekirdekler ve tohumlar içlerinde bitkilerin oluşma bilgisini taşır. Maddenin aslında sıkıştırılmış enerji olduğunu biliyoruz. Ama bilimin geldiği son nokta enerjinin de enformasyon yani bilgi olduğudur. Evrende her şey bilginin farklı versiyonlarıdır./... bitkinin 'bilgisine' en çok tohumların sahip oldukları... tün küçük tohumcuklar sıkıştırılmış elektron, enerji ve bilgi tanecikleridir... Mercimek, fasulye gibi baklagiller de bir tür tohumdur.../.../ Baklagil filizi baklagilden iyidir./ Kuruyemişler... Taze ve kavrulmamışsa iyi elektron vericidirler.../ Baharatlar... makbuldür.../... Bitkinin antioksidan kapasitesi... ORAC ile gösterilir... serbest radikal yok edebilme kapasitesini gösterir. Maddenin serbest radikallere elektron verebilme kapasitesidir./... Hangisinin ORAC değeri yüksekse o üstündür.../ ORAC, bitkideki elektron değerini gösterir. Elektron fotondan, foton ışıktan gelir. Sonuçta, ORAC bitki içerisinde saklı güneş ışığı miktarıdır.../.../ ORAC gibi ORP... sıvılar için kullanılır... (-) ORP değeri ne kadar çoksa o sıvıda o kadar çok elektron var demektir.../ Sebze suları yüksek negatif ORP değerindedir.../.../... Doğru olan, besini mümkün olan en doğal haliyle almaktır" 107-114 
-"Beslenmede diğer temel ihtiyaç iyi yağlardır. Hücre zarını korurlar.../... Organeller ve hücreler, zarları sayesinde kendilerini korurlar. Çünkü zarlar seçici geçirgen özelliktedirler... ince ve esnek olmaları gerekir. İncelik, esneklik ve dayanıklılık zarın yapısındaki yağların sağladığı özelliklerdir./.../ Serbest radikallerin hedefi olan zarların üzerinde doymamış yağlar mevcuttur... burada iyi yağ yemenin önemi ortaya çıkmaktadır./.../... Özellikle beyin ve sinir sistemindeki ileti hızı tamamen hücre zarlarının voltajlarının istenen düzeyde olmasına bağlıdır. En çok beyin hücrelerinin zarlarında yağ vardır.../.../... Lifleri yemeyi artırmalıyız.../.../ Bitkiler kadar bizim de güneş ışığına ihtiyacımız vardır.../.../ D vitaminini artırabilmek için eskiden alışıldığı üzere süt grubu hayvansal gıdalar yerini susam gibi hem bitki hem iyi yağ olan ve tohum halindeki gıdalara bırakmaktadır" 115-120 
-"Hayvansal besinler, güneşi dolaylı olarak aldığımız besinlerdir.../... vücudumuzdaki yolculuğu da... bitkisel besinlerden farklı olur... bedenimiz birçok çaba sarf etmek durumunda kalır.../.../ Haftada 1-2 defa kırmızı et yenilebilir./.../... proteinsiz kalmak kaygısı yersizdir" 121, 122 
-"Sağlıklı mitokondriler için elektron içeren besinler dışında asıl temel ihtiyacımız oksijendir.../... yiyecekler elektronların oksijenle yakılması ile ATP'ye dönüşürler... Oksijensiz enerji üretimi ise verimsizdir. Bunu ilkel canlılar, anaerob bakteriler ve tek hücreliler kullanır./... oksijeni vücudun her yerine götürebilmek hayati bir görevdir. Bu görev damarlara düşer. Kan... taşıyan aracıdır. Bunu... alyuvarlar yapar.../.../... bir yerin pH'ı asite kayıyorsa orasının daha az oksijen taşıyacağıdır./.../ Beyin tüm vücut ağırlığının % 2'sini oluşturur ama kanın % 20'sini kendine çeker. Bunun sebebi evrimleşmemizin sebebi olan beyin korteksinin çok enerjiye ihtiyaç duymasıdır... Enerji için oksijene çok ihtiyaç olur./ İlkel primatlarla aramızdaki fark beyin dokusunun oksijene ihtiyacının artmasıdır. Bu yüzden beyni gelişmemiş ve az oksijen kullanan primatlarda oksijen kaslara gider. Beyinleri küçük olduğu halde gövdeleri ve kasları gelişir. İnsanda ise evrim ilerledikçe beyin fonksiyonları artacak ve belki ileride vücut fonksiyonları (sindirim sistemi gibi) azalacaktır. Koca kafalı minik gövdeli uzaylı tasvirlerini düşünün./.../ Tüm vücudun ama özellikle kalp ve beynin elektriksel organlar olduğunu biliyoruz. Elektriksel fonksiyonlar için elektronlara ve iyi yağlara ihtiyaç vardır. İyi bir beyin bu ikisini de yeterince alırsak oluşur" 123-125 
-"Kuantum biyolojik sağlığımız için doğru beslenme dışında ne yapabiliriz?/.../ Vitamin T (Topraklanma)/ …/... yer kabuğunun eksi (-)… elektrik yükü... muhteşem bir şarj ünitesidir.../.../ Toprağa basmak alkali olmak demektir!/... Topraklanma için çıplak ayakla yürümek, ağaçlara, bitkilere dokunmak, tuzlu deniz suyuna girmek uygundur" 129, 130 
-"Elektromanyetik kirlenmeden korunma" 131 
-"Bioritmin önemi ve uyku/... Uyumak dinlenmekten öte tamir için gereklidir.../.../ Biyolojik saatimiz bioritim olarak adlandırılır. Bioritim ışığa duyarlıdır... Güneş ışıkları tüm doğanın ritmini belirler... Kaçış yoktur... Endokrin sistemimizdeki pek çok hormon bu ritme uygun zamanlarda salınır.../ Biz de gece ışık altında uyanık kaldığımızda kendi endokrin sistemimizi bozarız.../.../... Gece açlığı sağlıklı uykuyu geri kazanmak için en kestirme yoldur./ Gece açlığında iki şey olur... ilki otofaji'dirFaj yemek demektir. Otofaj kendi kendini yemek anlamına gelir... iyi bir şeydir.../ Normalde bu yeme işi bakteri, virüs gibi yabancı maddelere karşı da olur. Çünkü onlar zararlıdır. Eskiyip yeterince çalışmayan hücre kısımları da... yok edilir. Özetle otofaji hasarlı hücre kısımlarının enzimlerle eritilip yok edilmesidir./.../ Otofaji sisteminin doğru çalışması tüm hastalıklardan koruyucudur.../ Bizim için otofaji... yolu açlıktan geçer...aralıklı açlık veya akşam yemeğini iptal... bir diğer yöntem orta dereceli egzersizden geçer.../ …/ Açlıkta dopamin reseptörleri aktive olur... hayat coşkusu veren, zevk duygusu ile ilgili bir hormondur. Açlık... sonrasında yediğimiz öğünden daha çok zevk alırız. Dopamin yeterince yüksek ise acıkma duygumuz azalır. Aşk dopamin yükselten bir duygudur. Aşıkken acıkmayız" 133-136 
-"Detoks: Toksin atımını destekleme/.../ Çiğ bitkisel besinlerle beslenmek/ Bol su içmek" 139, 143 
-"Canlılık için enerjiye muhtacız. Enerji için milyarlarca pilimiz var. Bu mitokondri bataryaları bizi sürekli şarjda tutuyor... biz onların şarjını nasıl artırabiliriz.../ Oksijen bir numaralı ihtiyaçtır!/.../... kan damarlarının iyi olması gerekir.../... Diyabet mikro düzeyde bir tür boğulmadır./.../ Sadece kan değil tüm vücut aslında bir sıvı havuzudur.../ Elektron transport zincirinin diğer adı zaten solunum zinciridir.../ …/ … Kanın gidemediği yere oksijen de gidemez./... Tuz kullanımı... önemlidir... tuz gibi mineraller elektrik iletkenliğini de artırır./ Kanın tüm vücuda yayılabilmesinde egzersiz de önemlidir.../... yağlar şekerlerden daha yüksek enerji kaynaklarıdır... kendi yağlarımızı yakıt olarak kullanabilme... oraya yeterince oksijenin ulaşabilmesinden geçer" 147-149 
-"Mitokondri tamiri için dışarıdan destekler" 150-152 
-"Kuantum haberleşme/ Vücutta tüm hücreler arasında çok hızlı bir haberleşme ağı vardır. Bu haberleşme kuantum fiziği kanunlarına uyan türden elektronlar, fotonlar ve elektromanyetik alanlar üzerinden olur./... Elektriksel canlılar olduğumuzu biliyoruz.../.../... Elektronlar mitokondri iç zarında akar. Yani iletken olan buradaki zardır... Zarlardaki yağlar serbest radikal hasarına uğrarsa oksitlenir.../... hücreler arası haberleşmeyi de azaltır. Oysa tüm hücreler birbirleri ile elektrik hızından daha hızlı ve anında haberleşirler.../ Mikro düzeyde bu haberleşme hızı çok mühimdir... elektriksel ortam bir elektromanyetik alan (EMF) yaratır.../ Dünyanın EMF alanı canlılarla ve bizimle uyumludur. Örneğin kuşlar bu EMF ile yön bulur. Ancak teknoılojik aletler... EMF'mizi yani iletkenliğimizi kötü etkiler" 155, 156 
-"Kuantum beyin/.../... beyin... değişen, gelişen, kendini yeni şekillerde de yapılandırabilen bir organ.../... 'Beyni beslemek' artık tam anlamıyla doğru bir ifadedir. Ayrıca beynin bir bilgisayar olduğu da kabul edilmiştir. Sonuç olarak aslında beyin sadece biyolojik bir yapı değil bir tür kuantum biyolojik bilgisayardır./.../... beyin hücrelerinde de... serbest radikal hasarları birikir. Alzheimer, parkinsson, bunama gibi beyin hastalıkları bu nedenle genellikle geç yaşlarda ortaya çıkar.../ Hiçbir zaman beynimizi korumaya başlamak için geç değildir.../... yapılacak şey...elektron içeren besinleri artırmak!/ Beyin kandaki glikozun da çoğunu kullanır.../... duygusal durum ile ilgili kimyasalların çoğu beyinden salgılanır... hormonlarının iyi çalışması için hücre zarı esnek ve ince olmalıdır.../... açık havada olmak aynı şekilde antidepresandır./... Beyin hücrelerinin % 60'ı yağdır.../ Beynin elektromanyetik alanı bir kuantum biyolojik durumdur... tüm hücreler anında haberleşme ile çalışır. Buna beyindeki uyum (coherence) denir.../ Uyumun en çok arttığı zaman meditasyon durumudur... Tam burada beynin en yüksek kapasite ile kullanılması mümkündür.../.../ Nöronlar arasındaki bu elektrik akışı beynin etrafında bu düşünceye ait bir elektromanyetik alan yaratır... kendisiyle uyumlu diğer elektromanyetik alanları çeker./.../ Kuantum fiziğiyle zaman kavramı bile eskisinden farklılaşmıştır. Zamanın doğrusal olmadığını, bizim algımızla öyle olduğunu artık biliyoruz. Gelecek zamanın olaylarının tohumlarını şu andaki düşüncemize ait elektromanyetik alan alanlar ile yaratıyoruz.../... sağlıklı bir beyin... için kuantum beslenme şarttır" 157-161 
-"Geleceğin tıbbı sadece hasarı baştan engelleme üzerine olacaktır.../ Dolayısıyla hastalık tedavisi diye bir şey kalmayacaktır... Cerrahlardan çok kuantum biyologlarına ihtiyaç artacaktır./... Hücrelerin kendi iç işleyişleri, enerji üretimleri, birbirleri ile haberleşmeleri, hücre sistemlerinin bir bütün olarak çalışması, hücrelerin dünya, güneş ve evrenle senkronize olması tamamen kuantum biyoloji kuralları ile olur. Bunlar bize tuhaf gelen atom altı olaylardır./ Atom altı maddecikler (sadece elektron, proton değil, quarklartakyonlar vb) ve bunların sağlıkla ve canlılıkla ilgili etkileri hakkında bilgiler zamanla şoke edici yerlere varacaktır" 163, 164 
-"Bonus: Aşkın kimyası/... aşkın tıbbi olarak bir biyokimyası vardır... hormonlarımızla ilgilidir./.../ Alkali yaşamın temeli olan sebze, meyve, alkali su, baharat, tohum, balık vb ile beslenme, iyi oksijen alma, iyi uyku, işlenmiş gıdalardan uzak durma gibi önerilerin hepsi aşkta sadakati sağlamaya yarayacak kadar uzun boylu işe yarar!/... duygu dediğimiz şey esasında beynin içindeki hormonların yarattığı bir durumdur. Hormonlar değiştirilirse duygu değiştirilebilir... bu da alkali beslenme ve alkali yaşamla mümkündür" 167-169 
-"Sağlıklı ve uzun bir yaşam için örnek tarifler" 170-200 
-"Önemli not: Yemekleri pişirmek için avokado yağı, hindistancevizi yağı ve tereyağını öneriyoruz. Bu yağlar zeytinyağının aksine ısıya daha dayanıklıdır ve kimyasal yapıları değişmez./ Önemli not: Tuz ve karabiberden kastımız Himalaya, deniz ve kaya tuzları gibi doğal yapıda tuzlardır. Karabiberi de taze çekilmiş kullanmanızı tavsiye ederim. Yemeği pişirirken tuzu her zaman en son koymanız mineralleri kaybetmemek açısından önemlidir" 174 
* 
11.1.2020 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder