23 Aralık 2021 Perşembe

DORIAN GRAY’İN PORTRESİ

DORIAN GRAY’İN PORTRESİ OSCAR WILDE, İngilizce aslından çeviren: NİHAL YEĞİNOBALI, 10. Basım, Ağustos 2012, CAN Yayınları, İstanbul *Sanki bir tür aforizmalar kitabı! *Hatta aforizmaların zıddının kitabı! *** * Muhtemelen 1800’ler sonlarında Londra’daki asiller yaşamından kesitler. *Gece yemekli salon toplantıları, av partileri. *Bir yandan da batakhaneler, uyuşturucular. *** *Baştaki iç kapak yazısından: *“1880’lerin başında estetikçiliğin Londra edebiyat çevrelerinde öfke ve düş kırıklığı yarattığı dönemde Wilde, zekası ve pırıltılı kişiliğiyle bu çevrelerde önemli bir yer edinmiştir. Dorıan Gray’in Portresi adlı tek romanı, 1891’de ilk basıldığında ahlaksızlık suçlamalarıyla karşılaşarak büyük tepki çekmiş, buna karşılık sanatın özünde ahlakdışı olduğunu vurgulayan Wilde, romanın üç ana karakteri için şöyle demiştir: “Basil Hallward, ben olduğumu sandığım kişidir; Lord Henry dünyanın ben sandığı kişidir; Dorian ise benim olmak istediğim kişidir, belki başka bir çağda…” Wilde yaşamı boyunca baskı görmesine ve parasızlık çekmesine karşın… “ruhunun yenilmez neşesi”ni her zaman koruyabilmiştir” *** *”Sanatçı güzel şeyler yaratandır” 9 *** Bir yönüyle fantastik bir eser: Kendi kendine değişime uğrayan bir resim, resme bıçağı saplayınca kendisi ölen bir adam, gibi yönleriyle. * Dünya coğrafyasının ve tarihinin bir çok yerinden imge ve nesne anlatımlarına yer verilmesi ile de bir tür İngiltere anlatımı. Ve her biri özel uşağa sahip İngiliz asillerinin günlük yaşamından kesitler. Özellikle de yemekli akşam toplantıları… *** Kitaptan birkaç not: *”Bu ülkede insan biraz seçkin, biraz kafalı olmaya görsün, hemen avam tabakasının diline düşer… bizler ikiyüzlülüğün anavatanı olan bir ülkede yaşıyoruz./… İngiltere’nin kötü yönleri olduğunu bilmez değilim. İngiliz toplum yapısı da temelden bozuk… Senin arkadaşların tüm onur kavramlarını, iyilik, temizlik kaygılarını yitiriyorlar sanki. Onlara zevk ve sefa çılgınlığı aşılıyorsun. Hepsi de birer uçurumun dibine düşüp kalmışlar. Sen sürükledin onları oraya…/…/… Senin yakınlık kurduğun herkesin ahlakını bozduğunu söylüyorlar” 289, 290 *”… tuvalden… sırıtan iğrenç yüz… Dorian Gray’in yüzüydü. Portreye dadanan ürkünç etki –ne olabilirdi bu?- o şahane güzelliği henüz tümüyle bozamamıştı…/… resim onun yaptığı resimdi… Neden böyle değişime uğramıştı bu resim!” 194, 195 *”İngiltere’de her yıl, neredeyse her ay, onun yaptığı bu iş yüzünden adam asılıyordu” 200 *”İzmir’deki küçük kahveyi anlatan satırları okudu… oturmuş kehribar teşbihlerini çeken hacıları… sarıklı tüccarları” 205 *”Uzun, sinsi adımlarla yürüyordu” 207 *”Çifte yaşam sürmenin müthiş zevkini bir an olanca keskinliğiyle tattı” 217 *”Saf, köy yaşantısı. Sabahleyin erkenden kalkıyorlar, çünkü yapacak pek çok işleri var; akşamleyin de erkenden yatıyorlar, çünkü düşünecek hiçbir şeyleri yok” 218 *”Bir görenin bir daha asla anımsayamadığı tipik İngiliz yüzüyle rüküş, donuk bir kız. Ve kocası, sınıfından olan birçok kişi gibi, akıl fukaralığının açığını aşırı neşeyle kapatabileceğini sanan kırmızı yanaklı… bir yaratık” 219 *”Kadınlar kusurlarımızdan ötürü severler bizi” 222 *”Bir erkek herhangi bir kadınla mutlu olabilir, yeter ki onu sevmesin./…/… Geleceği olan erkeklerle geçmişi olan kadınlardan hoşlanırım…/…/… Ilımlılık felakettir. Yeter kavramı yavan bir yemek, fazla kavramıysa nefis bir şölendir” 223 *”Irkının soydan geçme budalalığının –o buna sağlam İngiliz sağduyusu diyordu- toplum için en iyi siper olduğunu kanıtlamaya çalıştı” 224 *”… çılgın yaşama arzusu, insanoğlunun bu en ürkünç iştahı… Tek gerçek çirkinlikti. Adi kavgalar, iğrenç izbeler… unutabilmek için gereksindiği şeyler işte bunlardı” 230 *”… bütün günahların kaynağı… büyük sözünden çıkmaktır” 235 *”İngiltere’mizi bugünkü durumuna getiren, bira, İncil ve yedi ölümcül erdem olmuştur./…/… Yurttaşlarımız tanımlardan hiçbir şey çıkartamazlar./…/ Pratikten çok kurnazdırlar. Hesap defterlerini tutarken budalalığı servetle dengelerler, kötü huylarını da ikiyüzlülükle” 241 *”Ancak yırtıkların ayakta kalabildiğinin resmidir, bizim ırk./…/… sanat…/ Bir illettir./ Aşk./ Yanılsama. / Din?/ İnancın yerini tutan günün modası./…/ Tanımlamak kısıtlamaktır” 242 *”Ben Troyalılardan yanayım. Bir kadın uğruna savaştı onlar” 244 *”Gündelik olgular dünyasında ne kötüler ceza görüyor ne de iyiler ödüllendiriliyordu. Başarı güçlülere veriliyor, yenilgi zayıfların eline tutuşturuluyordu” 247 *”Dünyada tek feci şey can sıkıntısıdır… Hiç bağışlanmayan tek günah odur… Kaderin bizlere önceden haberci göndermek gibi bir huyu yoktur” 251 *”Her skandalın dayanağı ahlakdışı bir güvendir./…/… sevmenin ne olduğunu da unutmuştum” 253 *”Bilmek her şeyin sonu olur. Çekici olan bilmemektir. Sis her şeye harika bir güzellik katar./ Ya da insana yolunu şaşırtır” 254 *”İyi şeyler yapmaya dün başladım./…/… Kent dışında herkes uslu oturur. Baştan çıkarıcı bir şey yok ki orada. Kent dışında yaşayan kimselerin uygarlıktan iyice uzak olmaları da bu yüzdendir ya. Uygarlık, ulaşılması hiç de kolay olan bir şey değildir. Kişi ancak iki yoldan ulaşabilir uygarlığa. Biri kültürlü olmak, öbürü de ahlaksız olmak. Kent dışında yaşayanlar bunların ikisine de fırsat bulamadıkları için durgun sular gibi yosun tutup giderler” 258 *** 21.12.2021

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder