12 Haziran 2023 Pazartesi

ÇERKESYA'NIN RUSLAR TARAFINDAN İŞGALİ KAFKAS-RUS SAVAŞLARININ SON DÖNEMİ Kuban (Ötesi) Bölgesinde ve Kafkasya Sahilinde Yapılan Kafkas-Rus Savaşı Üzerine Tarihi Deneme

Semen Esadze, Çeviren: Murat Papşu, 1. Baskı, Haziran 1999, Kafkas Derneği Yayını, Ankara


Gürcü asıllı Rus subayı olan yazarın Kafkasya'nın Rusya tarafından fethinin 50 yılı münasebetiyle 1914 yılında yayınlanan çalışması. (Esadze, içinde Sunuş, Sefer E. Berzeg) 

Daha çok kuzey-batı Kafkasya'nın 1830-1864 dönemindeki durumunu anlatıyor.

Sonuç da şöyle ifade ediliyor:

"Yatıştırılmış Dağıstan ve Çeçenistan'daki durum" elverince "birlikler 1860 yılı Şubat ayı başında Kuban'a hareket ettiler." (Esadze, s. 72-74)

1860'ta Kuban'da "Kont Yevdokimov atandı./... kasım ayında Batı Kafkasya'ya kesin olarak boyun eğidirilmesi için gerekli askeri faaliyetler hakkında teklif ve görüşlerini sundu. Buna göre ana formül... Kazakları yerleştirmek, Dağlılar'a da ovalara yerleşmelerini ya da Türkiye'ye çekip gitmelerini tekkif etmekti... teklifi onaylandı... Rus müfrezeleri Rus hakimiyetinin sağlam şekilde yerleşmesine ve yeni Kazak stanitsaları kurulmasına yardımcı oldular. Başılbeyler, Kazilbekler, Tamlar ve Şahgireyler'in bir kısmı kendilerine tanınan sürede yerlerini terk ederek Türkiye'ye göç ettiler. Sadece Besleneyler... ayak dirediler. 20 Haziran 1860'ta Besleneyler aniden kuşatıldı ve dört bin aile, askeri birliklerin kontrolünde zorla Urup Nehri'ne geçirildiler, oradan da Türkiye'ye sürüldüler." Bu aşamada "aralarında ortaya çıkan ve İngiltere'nin, Fransa'nın ve Türkiye'nin onları himayesine aldığını... söyleyerek Dağlıları Rusya ile savaşa devam etmeye ikna eden yabancılar" Çerkeslerin mücadeleyi sürdürmeleri için teşvik sağladılar, "Abadzehler, Şapsığlar ve Vubıhlar... Soçi'de, 13 Haziran'da güçlerini birleştirerek hareket etmek için anlaştılar./... 15 kişilik meclis kuruldu... Vubıhlar Türkiye'den ve İngiltere'den yardım aldılar. Sohum'daki İngiltere konsolosu Dikson'a başvurarak... şikayetçi oldular." (Esadze, s. 79)

Abadzehler Yevdokimov'a başvurdular, baş eğdiklerini bildirdiler, Yevdokimov o halde hemen itaat etmeleri gerektiğini bildirdi, Abadzehler üst makamlara başvurmak isteyince Petersburg'a değil, ama Tiflis'e gitmelerine müsaade etti, temsilciler "Orbeliani'ye geldiler. Yevdokimov'un bütün taleplerini onaylayan Orbeliani onlara, İmparator'un yakında bizzat Kuban Oblastı'na geleceğini ve eğer arzu ederlerse belki ricalarını dinleyebileceğini belirtti", ayrıca itaat çağrısında bulundu. "1861 yılının sonbaharında İmparator II. Aleksandr... Kuban Oblastı'nı ziyaret etti./ 11 Eylül 1861'de Çar, Taman'da, Kafkasya Genel Valiliği sınırında karaya çıktı... İskelede... Kafkasya ordusu komutanı Prens Orbeliani bekliyordu. Bu arada 500'den fazla barışçı ve barışçı olmayan Çerkes, Çar'dan kendilerini Kafkasya'dan sürmemesi için ricada bulunmak niyetiyle Taman'a gelmişti. Biraz uzakta sessizce bekleyen bu Çerkes kalabalığı İmparator'un hemen dikkatini çekti... bunların kim olduğunu sorduktan sonra hızla onlara doğru yöneldi. İşte o sırada insanı derinden etkileyen bir sahne yaşandı. Hükümdar yaklaşınca Çerkeslerin hepsi, aynı anda silahlarını çıkarıp yere koydular ve saygıyla başlarını öne eğdiler. Ardından içlerinden en yaşlı olanı biraz öne çıktı ve şu konuşmayı yaptı:/ "Yüce Çar! Teveccüh göstererek bize dikkatinizi ayırdığınız için mutluyuz... sadık tebaanız olacağımıza söz veriyoruz... yeter ki bizi dedelerimizin, babalarımızın doğup büyüdüğü bu yerlerden sürmeyin..."/ Bu konuşma devam ederken ve daha sonra çevrilirken kalabalık arasında derin bir sessizlik hüküm sürüyordu... Çar yaşlı Çerkes'in sözlerini dikkatle dinledi ve mümkün olan her şeyin yapılacağı sözünü verdi. Bu sözler çevrilir çevrilmez Çerkesler arasında sevinç çığlıkları yükseldi.../ Çerkesler'in Çar üzerinde bıraktıkları izlenim çok olumluydu.../ Çar, yeniden açılan (?) Temrük şehrinde geceledi. 12 Eylül'de Yekaterinodar'a geldi.../ 13 ve 14 Eylül günleri Çar, Maykop'taki... birliklerini denetledi. Ayın 15'inde... Hamketi istihkamına gitti." Sonraki gün Mavrük Çay vadisinde "Fars'ın üst tarafında ormanlık dağ eteği yüzlerce atlı Abadzeh, Şapsığ ve Vubıh'la dolmaya başladı... temsilcileriyle birlikte kampımıza gelmek isteyen, fakat Kont Yevdokimov'un ilan ettiği şartların ihlali sayılacağı için yaşlıların izin vermediği Dağlılar'ın kızgın savaş çığlıkları duyuluyordu. Çar'ın kabul etmeyi arzu ettiği 50 atlı temsilci Dağlı kalabalığından ayrıldı./ Vubıhlar'ın temsilcisi Hacı Giranduk Berzeg, hepsinin adına İmparator'dan Rus uyruğuna kabul edilmelerini rica etti. Buna cevap olarak Çar, Dağlı halkları tebaası olarak görmekten memnun olacağını, fakat bunun için onların, her şeyden önce baskınlardan vazgeçmek, Rus idaresinin bütün taleplerine boyun eğmek ve yerine getirmek zorunda olduklarını, buna hazır olduklarını, göstermek için de esirleri ve kaçakları hemen şimdi teslim etmeleri gerektiğini söyledi. Çar'ın sözlerine cevap olarak sessizlik oldu. Görülüyordu ki kampa gelen yaşlılar ve temsilciler bütün halkın değil, sadece gerçekten savaşın bitmesini isteyen bir kısmının temsilcileriydi. Çar "niye susuyorlar?" diye sorduğunda Berzeg, yazılı bir ricaları olduğunu söyledi. Çar bu dilekçenin alınmasını ve Dağlıların isteklerinin inceleneceğini ve genel olarak yaşantılarının düzenlenmesinin Kafkasya komutanlığına... bırakıldığının bildirilmesini emfretti. Dağlılar'ın temsilcileri dilekçede topraklarına dokunulmamasını, orada kaleler, stanitsalar yapılmamasını ve yol geçirilmemesini istiyorlardı." Mesele uzayacaktı, "Çar dedi ki: Bir ay süre veriyorum; Abadzehler kararlarını versinler; ya ebedi mülkiyetine sahip olacakları topraklarını alacakları ve kendi düzenlerini, mahkemelerini koruyacakları Kuban'a yerleşsinler, ya da Türkiye'ye gitsinler." Temsilcileri bıraktıktan sonra Çar kampın çevresini gezdi... uzun süre kaldı." "Düşman kampında Çar'ın cevabının öğrenilmesiyle Abadzehler, özellikle yakın çevrede oturanlar kedere boğulmuşlar, Vubıhlar'la Şapsığlar azmettirici olmuşlar. Heyecanlanan gençleri yatıştırmak için yaşlılar çok gayret sarfetmişler. Birçok kez kılıçlar ve kamalar çekilmiş.../ 19 Eylül'de Çar... kamptan ayrıldı." "21 Eylül'de İmparatorluk yatı Sohum'a doğru yola çıktı... Poti'ye doğru yoluna devam etti", Rion Nehri üzerinden yapılacak bir yolculuk için bir nehir gemisi gelecekken zamanında gelmeyince Çar sessizce bekledi, "gece 4'e doğru talihsiz gemi yaklaştı", kaptan gecikmenin nedenini "buhar yetmemesiyle açıkladı. Bu sırada amirali görmek gerekirdi." "Marani Köyü'nde Çar Mingrelya'nın Prenslerini ve asilzadelerini kabul etti... Türk savaşı sırasındaki sadakatleri ve hizmetleri için teşekkür etti... Kahvaltı tamamen yerel yemeklerden oluşuyordu ve özellikle şaşlık monstr herkesi hayrete düşürdü. Gerçekten de hayret edilmeyecek gibi değildi. Dört güçlü kuvvetli Mingrel, Çar'a şişte kızartılmış bütün bir boğa getirip sundular... içinden bir buzağı, buzağının içinden bir kuzu, bunun içinden hindi, hindiden de bir piliç çıkardılar. Hepsi büyük bir incelikle hazırlanmıştı. Çar, gümüş azarpeşadan Mingrelya'nın saadeti için içti ve azarpeşa orada bulunanlar arasında dolaştı. " (Esadze, s. 80-89)

2 Mart 1862'deki bir saldırıya "boyun eğen Dağlıların da... katıldığı ortaya çıktı. Bu yüzden Laba ve Belaya nehirlerinin üst kesimleri arasında yaşayan bütün yerlilere, hemen işgal ettikleri yerleri boşaltmaları ve Kuban'a yerleşmeleri bildirildi. Aksi taktirde zor kullanılacaktı... Abadzehler... Mahoşlar... Yegeruhoylar... Barakaylar bu tehdide kulak asmadılar. Bu yüzden yaşadıkları evlerin, ekinlerinin ve erzaklarının yok edilmesi için bir sefer düzenlendi. 27 Mart'ta birlikler Dağılar'ı sıkıştırdılar... karakollar, stanitsalar kurarak buralara yerleştiler./ Ele geçirilemeyen bir tek Daho topluluğu kalmıştı; 1862 yılı Nisan ayında... birliği... Daho Nehri vadisini ele geçirdi... İşte bu olayın ayrıntıları ve Kabardey avcılarının üstün başarısı./... 6 Haziran'da... Kampı korumak için... Kabardey Alayı'nın bir taburu kalmıştı." Bir süre sonra şiddetli bir çatışmanın koptu, "1700 kadar Dağlı ortaya çıktı. Kazaklar gibi Kabardey avcı birliği de son derece tehlikeli bir duruma düştü... Dağlılar Kazakları her yandan kuşatmıştı fakat avcılar kılıçlarını çekip ileri atıldılar ve Kazakların düzen içinde geri çekilmesine imkan sağladılar." "Kabardey avcılarının bu fevkalade çarpışmasındaki insanlar muharebe konusunda daha az cesur ve tecrübesiz olsalardı, bir teki bile bu muharebeden sağ çıkmazdı." (Esadze, s. 90-94)

"1862 yılı sonunda Kafkasya'ya yeni bir başkomutan ve genel vali, Büyük Prens Mihail Nikolayeviç geldi... 1863 başında Kafkasya'ya geldi", 28 Şubat ve 1 Mart'taki gezilerinde saldırılarla karşılaştı, bu saldırılardan 1 Mart'takinde "Kabardey milislerle birlikte Abdurrahman yıldırım hızıyla yardıma koştular." (Esadze, s. 94-96)

1863'te "stanitsaların kurulmasına, yolların açılmasına girişildi", Nisan ayında geniş bir bölgeyi "Dağlı nüfustan temizlemeyi başardılar", 27 Nisan'da içinde diğer bazı gruplar da bulunan Şirvanlılar "köyleri imha etmek için gönderildiler." (Esadze, s. 100, 101)

"1863 yılı sonunda bütün Kuban Oblastı Rusya hakimiyetine boyun eğmişti." "Büyük Prens, 2 Aralık'ta Kont Yevdokimov'a şunları yazdı:/ "... şimdiye kadar girişilemeyen Karadeniz'in doğu kıyısının da Rus nüfusu yerleştirilerek gerçekten Rus kıyısı olacağı zaman yakındır..."/ 1864 yılı başında.../... Erivan, Gürcü, Tiflis ve Mingrel... alaylarının avcı taburu grupları... karargahlarına döndüler." (Esadze, s. 103)

Tuba bölgesinde 1864 "17 Şubat'ta Dugin, Kazaklarını üç gruba ayırarak çeşitli yönlerden vadiye inmelerini, ellerine ne geçerse yakmalarını, yok etmelerini... emretti." "Tubalılar'la daha ilk çatışmalarda Yüzbaşı Dugin... öldü." (Esadze, s. 105)

1864 "Nisan ayında General Grabbe... Tuba ormanlarının bütün halkını yerinden sürmek ve yok etmek (katletmek) emrini aldı. Fakat Tubalılar kendileri davayı kesin olarak kaybettiklerini anladılar ve hemen hepsi Türkiye'ye göç ettiler." (Esadze, s. 108)

19 Şubat 1864'te Daho müfrezesinin bulunduğu yere "Prens Yevdokimov ve beraberinde Kabardey Avcı Taburu... Kabardey Milis Birliği'nin iki süvari bölüğü geldi", müfreze 20 Şubat'ta "geçide doğru hareket etti... sulu bir kar yağıyordu... akşama doğru Tuapse vadisine indi. Kampa çevredeki Şapsığların yaşlıları geldiler ve tamamen boyun eğdiklerini bildirdiler. Serbestçe kıyıya gelmelerine ve Türkiye'ye gitmelerine izin verilmesini istediler. Ayın 21'inde birkaç kol, yem bulmak ve köyleri yakmak için gönderildi, iki gün sonra da denize varış günü olarak tesbit edildi./... ertesi gün gerçekten müfreze boğazdan inerek denize çıktı... bu yerde 4 Mart'a kadar kaldı... ele geçirilen bölge yavaş yavaş insandan temizleniyordu. Şapsığlar... sözlerini yerine getiriyorlar, kıyıya iniyorlardı. Dağların kuzey tarafından büyük Abadzeh kalabalıkları gelmişti. Aklı başında Dağlılar bütün mallarını mülklerini önceden satmışlardı, Dağlıların büyük çoğunluğu ise herşeylerini tek alıcının sadece askeri birlikler olduğu deniz kıyısına getirmişlerdi. Fiyatlar inanılmaz derecede düşmüştü." (Esadze, s. 109-111)

"Türk gemileri her gün göçmenlerle yükleniyordu." 5 Mart'ta "Vubıhlara bir mektup yollandı... en son siz kaldınız... Türkiye'ye gidebilirsiniz" deniyordu. "Bu mesaj amacına ulaştı. Ertesi gün Vubıh yaşlıları geldi", "sadece üç ay süre istiyoruz; hepimiz Türkiye'ye gitmek istiyoruz... O zamana kadar birlikleri topraklarımıza sokmamanızı rica ediyoruz" diyorlardı, zaman varken hazırlanıp gitmediklerini belirten Geyman "uzlaşmak yok" diyerek "konuşmayı bitirdi. Yaşlı liderler de halklarının kaderinin itirazsız şekilde çizildiğini anladılar." Yaşlılar gitti, bir tek Babuk kaldı, talebini söylerken verdiği yol konusundaki "bir bilgi o kadar önemliydi ki, bundan sonraki genel askeri harekat planının değiştirilmesi için nedenlerden biri oldu", "6'sı akşamı Şapsığlar'a verilen süre doluyordu... tüm arazi temizlenecekti... General Geyman... 7 Mart'ta ülke içine hareket etti. Üç kola ayrıldılar, üç gün boyunca bütün köyleri yakıp kül ettiler ve halkını deniz kıyısına doğru sürdüler. 9'u akşamı... Velyaminovski karakolunda Türkiye'ye sürülmek üzere toplanmış büyük bir Dağlı kalabalığı vardı./ 10 Mart'ta müfreze Tuapse Nehri boyunca yukarı ilerledi. Dağlık şeride sefer başlamıştı... on gün devam etti... bütün halk denize iniyordu. 18 Mart'ta... büyük Vubıh ve Ahçıpshu grupları... ateş açtılar... Sivastoplo ve Bakü... avcıları... atıldılar. Aynı anda Bnb. Şçelkayev Kabardeyliler'le birlikte Dağlılara sağdan hücum etti. Köy alındı... Çerkesler direnemediler ve tabanları kaldırdılar. Sivastopollüler ve Kabardeyler arkalarına düştüler." "Şapsığlar bu olay sırasında dürüst davrandılar ve tarafsız kaldılar." 19 Mart'ta "Vardane topluluğunun çok sayıdaki bütün köyleri yakıldı... 24 Mart'ta Hacı Granduk Degumuko (Berzeg)... kampa kendisinin gelmesine izin verilmesi için" haber gönderdi, gelip "Vubıh halkı adına, tamamen boyun eğdiklerini... bildirdi.../ 25 Mart'ta tek bir kurşun atılmadan... Soçi alındı... bütün dağlık şeridin hakimiyeti tamamlanmış oluyordu." 26 Mart'ta gelen Ciget temsilcisi de boyun eğiyoruz dediler. (Esadze, s. 112-118)

2 Nisan'da Büyük Prense bölgeye geldi, birlikleri gördükten sonra "toplanan Çerkes liderlerinin yanına gitti. Onlar kavimlerine göre kabul edildiler; hepsi kendi halkı adına kayıtsız şartsız bütün emirlere itaat etmeye hazır olduklarını bildirdiler. Yalnız tek bir ricaları vardı: Kuban'a yerleştirilmeleri için belirlenen topraklardansa... Türkiye'ye yerleşme imkanı verilmesi. Büyük Prens karşılık olarak, topraklarının Rus yerleşimleri için ayrıldığını ricalarını kabul ettiğini ve onlara göçe hazırlanabilmeleri ve bütün aileleriyle çıkabilmeleri için bir ay süre verdiğini, aralarından çok yoksul olanlara denizi geçebilmeleri için yardım edilmesini emredeceğini ve süre dolduktan sonra... savaş esiri muamelesi göreceğini söyledi. Yaşlı liderler verilen sözün yerine getirileceğini taahhüt ettiler./ Esasen Kafkas savaşı bitmiş sayılabilirdi. Sadece... Ahçipshu ve Psuhu ahalisi... bir direniş gösterebilirdi... Büyük Prens, Poti üzerinden Tiflis'e gitti./ 14 Nisan'da... köyler boşaltıldı... birlikler dört kola ayrıldı." Erivan, Gürcü, Kafkas, Kazak, Don, İmeret ve Mingrel asker ve milislerinden oluşan bütün "kollar yöreyi dağlarda kalan halktan temizleyerek Ahçipshu'ya doğru ilerleyecklerdi. Kolları bizzat idare etmek için... Büyük Prens geldi", bu kollardan biri "Aibgo topluluğu halkı tarafından sert direnişle karşılandı", ancak direnemediler ve Mayıs ayının 12'sinde tamamen boyun eğdiklerini bildirerek "Türkiye'ye gitmek için kıyıya inmeye başladılar." "Dört kolun tümü... Kbaada vadisinde toplandılar. Bu ücra köyün... Kafkas Savaşı'nın bitmesinin kutlama yeri olmasına karar verildi." (Esadze, s. 119-124)

"21 Mayıs sabahı ıssız Kbaada düzlüğü... tören düzenine geçtiler." (Esadze, s. 125)

"Haziran'ın ilk yarısında artık bütün yerli kitlesi Türkiye'ye gönderilmişti. 1858'den başlayarak 1865'e kadar toplam 418 bin Dağlı nüfus göç etti./... bir dizi ihsan izledi." Büyük Prens'in 2 Temmuz tarihinde ilettiği İmparator'un mesajında, birliklerimizin zaferleri "mülkiyetimizdeki toprakları yağmacıların baskılarından... aynı dini inancı paylaştığımız halkları Müslümanlar tarafından köleleştirilmekten korumak için ve eskiden beri sürekli iç çatışma, yağmacılık ve soygunculuk manzarası arz eden ülkeyi düzene sokmak için verilen, uzun yıllar süren kanlı bir mücadelenin üzerinde yükselmiştir" denildikten sonra "terhis edilen alt rütbelilere yeni boyun eğdirilen bölgede toprak tahsis edilmesine müsaade edilmiştir" denilmekteydi." İmparator'un Kont Yevdokimov'a mesajında da, çabalarının "kayıpları fazlasıyla telafi edecek geniş ve zengin bir ülke sağlayarak sona" erdiği vurgulanıyordu. Çeşitli ödüllerden bir kısmı da Erivan, Gürcü, Tiflis, Mingrel, Samur, Şirvan, Kabardey, Apşeron, Kazak ve Dağıstan birliklerine verilmişti. "Büyük Prens 8 Haziran'da Tiflis'e geldi", buradaki mesajında, "Şimdi önümüzde sükunet sağlanan ülkenin medeni olarak tesisi ve gelişimi duruyor" diyordu. (Esadze, s. 127-132)

*

12.6.2023

***

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder