12 Aralık 2018 Çarşamba

BİR KİTAP, BİR KONU

*

https://odatv.com/birahanede-bas-imam-ilan-edilen-ismi-hangi-cemaat-egitti-11121815.html

 

Birahanede "Baş İmam" ilan edilen ismi hangi cemaat eğitti

Gazeteci ve araştırmacı yazar Murat Yetkin'in "Meraklısı İçin Casuslar Kitabı" adlı kitabının ilk baskısı Doğan Kitap tarafından yayınlandı.


 
 
Karakter boyutu :

Gazeteci ve araştırmacı yazar Murat Yetkin'in "Meraklısı İçin Casuslar Kitabı" adlı kitabının ilk baskısı Doğan Kitap tarafından yayınlandı. Murat Yetkin, yeni kitabında Soğuk Savaş döneminde yaşanan casusluk ve istihbarat mücadelelerine ışık tuttu.
Meraklısı İçin Casuslar Kitabı'nda, "Türkiye üzerinde operasyon yapmak isteyenler karşısında MİT neler yapıyordu? Türk istihbaratının en başarılı ve en tartışmalı operasyonları neydi? Karşınıza kimi zaman CIA kimi zaman KGB ajanı olarak çıkacak hiç tahmin edemeyeceğiniz isimler kimlerdi" sorularının cevapları da yer aldı.
"MİLLİYETÇİ VE DİNDAR ÖZELLİKLERİNE YETERİNCE SAHİP DEĞİL"
Kitapta en dikkat çekici konulardan biri de, ABD ile Almanya arasında yaşanan Sovyetlere karşı Müslüman Türk kökenliler üzerindeki tam kontrol mücadelesi... ABD istihbaratı CIA'nın Sovyetlerdeki Müslümanlar üzerindeki hakimiyeti sağlamak için sembol isimler aradığı bunlardan birinin Şeyh Şamil'in torunu Sait Şamil olduğu anlatılıyor. Fakat CIA'ya gönderilen rapora göre Sait Şamil aranan "milliyetçi, dindar" özelliklerine yeterince sahip değil.
CIA'ya daha milliyetçi ve dindar isimler lazımdı. Bu isim de Nurettin Nemangani olarak belirlendi. İkinci Dünya Savaşı'nda Nazilerin Sovyet cephe gerisini vurmak için etnik kökenlere göre kurmaya başladığı "Waffen-SS"e katılan Nemangani, savaş bitince savaş suçlusu olarak iki yıl hapis yattı.
Küresel güçlerin mercek altında olan Nemangani "dini eğitimini geliştirmek" için Adana'ya geldi ve burada Süleymancılardan eğitim aldı. Ardından Almanya'ya dönen Nemangani Almanya'daki bir birahanede Almanya'daki Müslümanların "Baş İmamı" ilan edildi.

İşte "Meraklısı İçin Casuslar Kitabı"nda yer alan o mücadele:
Tam da Nemangani'nin Türkiye'ye geldiği sıralarda, Nazi askeri istihbarat şefi Reinhard Gehlen de ABD'deki sorgusundan Amerikalılarla kendi ajan ağını CIA'e aktarma konusunda anlaşarak dönmüş, CIA'ci Frank Wisner'in denetimi altında çalışmaya başlamıştı.
Nemangani Alanya'daki Süleymancı medresede vaktini tamamlayıp yeniden Adana, oradan da önemli camilerde vaizlik yapmakta olan Süleyman Hilmi Tunahan'ın yaşadığı İstanbul'a geçmişti.
CIA ajanı Kuniholm'un 1955 sonbaharında Türkiye'ye yaptığı "Sovyetlere karşı Türk-İslam sentezi" gezisini takip eden aylarda, Nemangani birden Almanya'ya dönmeye karar vermişti. 1956 Martı'nda Münih'te onu karşılayan, yine eski patronu Von Mende olmuştu. Mesele anlaşılmıştı. CIA'in kurduğu Özgürlük Radyosu'nun Özbekçe servisini yöneten Baymirza Hayit'in Nazilerle işbirliği, Doğu Almanya istihbaratı HVA tarafından saptanmış ve Taşkent Radyosu tarafından deşifre edilmişti. Hayit açığa çıkmıştı. Mende'nin Müslümanlar üzerinde etkili olacak yeni bir isme ihtiyacı vardı. Aslında Çeçen kökenli İbrahim Hocaoğlu (Hocaoğlu) gibi güçlü bir isim vardı.
Gocaoğlu 1953'te "İslam" adıyla bilinen, Batı Avrupa'da Müslüman Dini Cemaat adıyla bir dernek de kurmuştu. Ama CIA, 1955'te Gocaoğlu'nu tamamen kendi bordrosuna almış, Gocaoğlu Alman hükümeti bir de Nemangani'yi tamamıyla Amerikalılara kaptırmak istemiyordu.
BİRAHANEDEKİ OYLAMADA "BAŞ İMAM" SEÇİMİ
İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerikalılar ile Almanlar arasındaki ilk sürtüşme, Sovyetlere karşı Müslüman Türk kökenliler üzerinde kimin tam kontrolü alacağı üzerine çıkıyordu.
Alman hükümeti Nemangani'yi Almanya'daki Müslümanların "Baş İmamı" ilan etmek için alelacele göstermelik bir konferans düzenledi. Başka yer bulunamadığı için Münih'in ünlü birahanelerinden Löwenbraukeller'in bir salonu tutulmuş, Müslümanlara hakaret gibi görünmesin diye etraftak, resimlerin üzeri halı, kilim ve Orta Asya örtüleriyle kapatılmıştı. Savaş sırasında o da Gehlen Örgütü içinde Nazilere çalışan Dağıstan Türk'ü Ali Kantemir başkanlığında yapılan toplantıya Kuzey Kafkaslar, Azerbaycan, Türkistan, Volga-Ural ve Kırım'ı temsilen heyetler katılmıştı. Oylama sonucu Nemangani "Muhacir Müslümanlar Dini İdaresi", kısaca "Dini idare" başkanı sıfatıyla "Baş İmam" ilan edilmişti.
Konrad Adenauer başbakanlığındaki Alman hükümeti tarafından, Mart 1958 itibarıyla masrafları hariç 650 mark, bugünün değeriyle 2 bin 700 dolar tutarında maaş bağlanmıştı. Nemangani aynı zamanda, ileride CIA ile Müslüman Kardeşler arasında köprü hizmeti de görecek olan Münih Camii Yaptırma Komitesi'nin de başı sayılıyordu. Şimdi bir ara özet yapalım. Nemangani, savaş suçlusu olarak yattığı hapisten Nazi dönemi patronu Mende'nin yanına Münih'e gitmişti. Buradan 1950'de Türkiye'ye geçip Süleymancıları bulmuş, onlarla geçirdiği birkaç yıldan sonra 1955'te CIA ajanı Kuniholm'le görüşmesinin ardından yeniden Münih'e dönmüştü. Burada bir birahanede yapılan göstermelik oylamayla Alman hükümetinden onaylı Dini İdare'nin başına geçmişti.
Türk Diyaneti'nin giremediği Almanya'daki Türk işçilerine dini eğitim verme izni, 1974 yılında Dini İdare üzerinden, Nakşibendiliğin bir kolu olan Süleymancılara verilecekti.
*
Öte yandan Amerikalıların Nazilerden kalan kerameti kendinden menkul ajanların iç çekişmeleriyle kaybedecek vakti yoktu. İçlerinden işlerine yarayanları alıp, diğerlerini Almanlara bırakmaya başlamışlardı bile. Kısa süre sonra, Von Mende'nin, Markus Wolf yönetimindeki Doğu Alman istihbaratı HVA tarafından Nazi geçmişi ve pogromlarla ilişkisi deşifre edilip o da gözden düşünce, Nemangani de Amerikalıların adamı Gocaoğlu ile çalışmaya başlayacaktı.
CIA ajanı Kuniholm'un 1955 Türkiye ziyareti bu bakımdan gayet verimli geçmişti. Ayrılırken MAH Reisi Behçet Türkmen'in Ruzi Nazar teşekkürü de bu bakımdan anlamlıydı.



Odatv.com
*

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder